Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/25773 E. 2023/9343 K. 04.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/25773
KARAR NO : 2023/9343
KARAR TARİHİ : 04.12.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/304 E., 2019/348 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2013 tarihli ve 2011/1375 Esas, 2013/577 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Anılan kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 22.05.2017 tarihli ve 2015/9875 Esas, 2017/11139 Karar sayılı kararı ile ” uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine, Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.10.2019 tarihli ve 2017/304 Esas, 2019/348 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafiinin temyiz isteği, atılı suça ilişkin somut delil bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, re’sen nazara alınacak nedenlerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’ın, katılanın sahibinden.com isimli internet sitesine verdiği ilan üzerine, satışa çıkardığı aracına talip olduğu, tarafların yüz yüze gelerek aracın 43.000,00 TL bedelle satışı konusunda anlaştıkları, sanık …’ın katılana 400,00 TL depozito verdiği, ertesi gün aracın devrini gerçekleştirmek üzere buluştuklarında bir miktar daha ödeme yaptığı ve kalan parayı bankadan çekip notere geleceğini söyleyerek katılanı hakkında verilen beraat kararı temyiz edilmeksizin kesinleşen … ile notere gönderdiği, aracın satışının … adına yapıldığı, ertesi gün aracın …a noter satışı ile devredildiği, bedelinin tahsil edildiği, katılana bakiye satış bedelinin ödenmediği, şikâyeti üzerine sanık …’ın katılana keşide tarihi bulunmayan 39.000 TL bedelli senet verdiği ancak herhangi bir ödeme yapmadığı, bu şekilde sanığın üzerine atılı suçu işledikleri iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık savunmasında, borcu kabul etmiş, ihtilafın hukuki nitelikte olduğunu beyan etmiş ise de dosya kapsamı itibarıyla sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir.
3. Dosyanın uzlaştırmacıya tevdi edildiği, usulune uygun davetiye tebliğine rağmen tarafların uzlaşma görüşmelerine katılmaması nedeniyle taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Tekerrüre esas alınan ilama konu 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan ilama konu hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, adli sicil kaydındaki diğer ilamlar esas alınarak tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesi birinci fıkrası uyarınca hapis cezasının yanı sıra adli para cezasıyla da cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken yalnızca hapis cezasına hükmedilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Bozmaya uyularak yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. Ancak sanık hakkında kurulan hükümde,
a) Hükmün birinci fıkrasında adli para cezasına hükmedilmediği bu nedenle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin uygulama yeri bulunmadığı halde, dördüncü ve altıncı fıkralarında doğrudan hükmedilen adli para cezasının paraya çevrilmesine ve taksitler halinde ödenmesine karar verilmesi, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanunun 106 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verilebileceği de gözetilerek hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde para cezalarının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
b) Sanık müdafisinin temyiz talebi üzerine kararın sanık lehine bozulmasından sonra, bozma sonrası yapılan 7 adet tebligat gideri olan 69,50 TL yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
c) 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uygulanırken Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
Hukuka aykırı ise de, bu hususların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde 4 numaralı bentte açıklanan nedenle Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.10.2019 tarihli ve 2017/304 Esas, 2019/348 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 4. ve 6. fıkralarının hükümden çıkarılması, yargılama giderlerine ilişkin hükmün 3. bendinde yer alan ” ile gerekçeli kararın yazdırılması sonrasında yapılan 7 adet tebligat gideri 69,50 TL olmak üzere toplam 93,50 TL yargılama masrafının” cümlesinin hükümden tamamen çıkarılarak, gelir kaydına ibaresinden sonra gelmek üzere “bozma sonrası yapılan 69,50 TL yargılama giderinin hükmün sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi ve kararın sanık lehine bozulması nedeniyle devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulandığı bendin tamamen hükümden çıkarılarak yerine ” Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı gözetilerek 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin sanık hakkında uygulanmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.12.2023 tarihinde karar verildi.