YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/26187
KARAR NO : 2021/8562
KARAR TARİHİ : 14.10.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, Resmi belgede sahtecilik, suç uydurma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
5271 sayılı CMK’nin 231/8-son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 19.01.2012 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 15.09.2014 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
A)Sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz incelemesinde;
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
B)Sanık hakkında “suç uydurma” ve “nitelikli dolandırıcılık “suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz incelemesinde;
1)Sanığın verdiği senedi ödememek için, senedin sahte olarak düzenlenip hakkında icra takibi yapıldığını söyleyerek, işlemediğini bildiği halde katılan hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak için Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunması şeklindeki eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Sanığın aldığı araç lastiklerine ilişkin sevk irsaliyesinin 01.06.2009, suça konu senedin düzenleme tarihinin 25.08.2009 olması, katılanın yanında satış sorumlusu olarak çalışan tanık …’ın lastikleri sanığa gönderdiklerini, sanığın bir süre sonra kendilerine senet gönderdiği yönündeki anlatımı ve dosya içeriğine göre, sanığın suça konu senedi, aldığı araç lastikleri nedeniyle önceden doğan borcunu ödemek için sonradan katılana gönderdiğinin anlaşılması karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarih ve 6/8-69 E, K sayılı kararında da açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde, zarar veya borç kandırıcı nitelikte davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı dikkate alınarak, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
3)Kabule göre de;
a)Hükümde 5237 sayılı TCK’nin 158/1-d maddesi ile uygulama yapılırken uygulama yeri bulunmayan 158/1-son madde fıkrası gereği uygulama yapılması yasaya aykırı,
b)Sanığın, verdiği senedi ödememek için icra takibine itiraz ederek sonuçsuz bırakmaya yönelik eyleminde, sanık tarafından bir kamu kurum ve kuruluşunun araç olarak kullanılmasından söz edilemeyeceği ve eyleminin TCK’nin 157/1. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, iftira suçu yönünden aynı Kanun’un 326/son maddesi uayrınca sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 14.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.