YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/27293
KARAR NO : 2021/10479
KARAR TARİHİ : 23.11.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Hükümden önce 05.08.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 291. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı yedi gün olarak öngörülen temyiz süresinin on beş gün olarak değiştirildiği; ancak bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce verilen ve Yargıtay’dan geçen dosyalar hakkında 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK’nin 305 ilâ 326. maddelerinin uygulanması gerektiği ve 1412 sayılı CMUK’nin 310. maddesi uyarınca da temyiz süresinin bir hafta olduğu gözetilmeden, hüküm fıkrasında kanun yoluna başvuru süresinin on beş gün olduğu belirtilmek suretiyle yanıltıcı ifade kullanılmış olması karşısında, sanık …’ın yedi günlük yasal süresi geçtikten sonra yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek ve sanıkların üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde, 28.06.2014 tarihli Resmi Gaze’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
1) Sanık …’ın mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Bozmaya uyularak yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
2) Sanık …’ın mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Mahkemece sanığın adli sicil kaydında yer alan Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/273-2005/631 E.-K. sayılı hükmü tekerrüre esas alındığı halde, suç tarihinden sonra kesinleşen İzmir (Kapatılan) 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/92-2010/1465 E.-K. sayılı hükmünün de tekerrüre esas alınması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan “Sanığın İzmir 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.01.2011 tarih ve 2010/92 esas, 2010/1465 karar sayılı ilamı ile mükerrir olduğu anlaşıldığından hükmolunan cezanın TCK’nun 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,” ilişkin cümlenin çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.