Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/27688 E. 2021/8849 K. 19.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/27688
KARAR NO : 2021/8849
KARAR TARİHİ : 19.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 311. maddesine göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, sanığın 15/01/2014 tarihli dilekçesinin eski hale getirme talebiyle birlikte 12.03.2002 tarihli ilk hükme ve uyarlama yargılaması sonucunda verilen 15/02/2007 tarihli ikinci hükme yönelik temyiz istemini içerdiği anlaşılmakla yapılan incelemede gereği görüşüldü:
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı üzere, lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması zorunludur. Evrak üzerinde inceleme yapılabilmesi ise ancak belirtilen haller dışında söz konusu olabilecektir. Hükümlü hakkında lehe olan yasanın saptanabilmesi için takdir hakkının kullanılması gerekeceğinden duruşma açılıp, lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi ve tüm bunların gerekçeleri de açıklanmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken evrak üzerinde yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırı;
2) Kabule göre;
5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen uzlaştırmanın, sadece sanığa değil aynı zamanda ve öncelikle, mağdurun zedelenen hukukunun düzeltilmesine hizmet amacı gütmesi ve biçimi itibariyle bir ceza yargılaması müessesesi olsa da, fail ile devlet ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi ceza hukukunu da ilgilendirmesi nedeniyle karma bir hukuki niteliğe haiz olduğundan, uzlaşma hükümlerinin yalnızca yürürlüğe girdikleri sıradaki işlem ve olaylar bakımından değil, TCK’nın 7/2. maddesi gözetilerek, sanık lehine olması halinde kesinleşmiş, infaz edilmekte ve hatta infaz edilmiş hükümlere de uygulanabileceği, nitekim, 5271 sayılı CMK’nin 253/4. maddesi gereğince kabul edip etmemekte tarafların iradesi esas alındığından ve aynı kanunun 254/2. maddesinde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine; edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde ise, sanık hakkında, 231’inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verileceğinin hükme bağlanmış olması nedeniyle, infaz edilen hükümlerde uzlaştırma yoluna gidilip de düşme kararı verildiğinde, 5352 sayılı Kanun’da belirtilen şartlara bakılmaksızın hüküm adli sicil ve arşiv kaydından silineceğinden, mahkumiyete bağlı bazı hak yoksunluklarına maruz kalmayacağı gibi başka bir eylemine ilişkin dosyasının bulunması halinde, tekerrür, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, seçenek yaptırımlara çevirme veya erteleme gibi hükümlerin hakkında uygulanıp uygulanmayacağına etkisi olabileceği, öte yandan bu durumun iş ve özel hayatını da doğrudan etkileyeceği, aynı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hükmün de sanığın lehine olacağı, bu itibarla infaz edilmiş hükümlerde uzlaştırma kurumunun uygulanmasının, failin aleyhine sonuç doğurmayacağı, Yargıtay CGK’nın 03.02.2009 tarih ve 2008/250-2009/13 ile 17.02.2009 tarih ve 2009/36-35 sayılı ilamlarında da, 5637 sayılı Kanun’un 7. maddesinde tanımlanan lehe yasanın geçmişe yürümesi ilkesi uyarınca, uzlaştırmaya göre daha aleyhe sonuçlar doğuran hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin dahi şartlarının oluşması halinde infaz edilmiş ilamlarda da uygulanabileceğinin belirtilmiş olması karşısında; somut olayda, dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254. madde fıkraları gereğince, uzlaşma kapsamına alınan basit dolandırıcılık suçundan dolayı, uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 19.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.