YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/33472
KARAR NO : 2021/7029
KARAR TARİHİ : 22.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
1- Hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun TCK’nin 106/1. (1. cümle) maddesinde düzenlenen tehdit suçu olduğu ve hükümden sonra 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre bu suçun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, CMK’nin 253. ve 254. maddelerindeki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı TCK’nin 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, tehdit suçu yönünden yargılama yapılıp yapılmadığı araştırılarak uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı da tespit edildikten sonra hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Kabule göre de;
a) Türkiye Cumhuriyet Anayasası’nın 141/3. CMK’nin 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının yargıtay denetimine imkan sağlayacak biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hüme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerekirken; açıklanan ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun hüküm kurulması yasaya aykırı,
b) Serbest muhasebecilerin, 3568 sayılı Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlik Kanunu’nun 2/A maddesinde belirtilen görevleri arasında “vergi ve prim borcu yatırmak” gibi bir görevlerinin olmadığı, ayrıca Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin Mecburi Meslek Kararları’na ilişkin 26.01.1996 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 1996/1 sayılı Genelgesinin 1. maddesinde yer alan “meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değerler alamazlar.” şeklindeki hükmü de dikkate alınmak suretiyle; sanığa isnat edilen eylemin TCK’nin 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığı, bu suçun ise hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırmaya tabi olduğu anlaşılmakla, uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca diğer yönleri incelenmeyen hükmün BOZULMASINA, 22.09.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.