Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/3737 E. 2021/7278 K. 27.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3737
KARAR NO : 2021/7278
KARAR TARİHİ : 27.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Sahte fatura kullanma ve düzenleme

Sanık … hakkında 2012 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan da kamu davası açıldığı halde Mahkemece bu suçtan hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, Mahkemesince her zaman bir hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
A)Sanık … hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde;
Sanığa yüklenen ”2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte belge düzenleme ve kullanma” suçlarının Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanığın sorgusunun yapıldığı 31/05/2013 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
B)Sanık … hakkında “‘2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte belge düzenleme ile 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte belge kullanma” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafisinnin temyizinin incelenmesinde;
Sanık hakkında 2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte belge düzenlediği ve sahte belge kullandığı iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın suçlamaları kabul etmemesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
1)Sahte fatura kullanma suçuna konu faturaları düzenleyen ve sahte fatura düzenleme suçuna konu faturaları kullanan mükellefler haklarında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
2)Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
3)Gerektiğinde, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için; faturaları düzenleyen mükelleflere ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgeler ile faturaları düzenleyen mükellefin yeterli mal girişi veya üretimi olup olmadığına ilişkin belgelerin getirtilmesi, faturaları düzenleyen mükellef ile kullanan mükellefin ticari defter ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması,
4)Faturaları kullanan ve düzenleyen şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının ve kime verdiklerinin, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların düzenlenmesi ve kullanılması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
5)Suça konu faturaların kullanıldığı ilgili dönem beyannamelerinin kim tarafından verildiğinin araştırılması, bu kişinin muhasebeci veya mali müşavir olduğunun anlaşılması hâlinde açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile, CMK’nin 46. maddesi uyarınca çekinme hakkı hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi ile kendisine, sanığı tanıyıp tanımadığı, şirketin faaliyeti ile kimin ilgilendiği, beyannameleri kimin talimatı ile düzenlediğinin sorulması, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hükümler kurulması,
6)Kabule göre de;
a)Aynı takvim yılı içinde birden fazla sahte belge kullanma ve düzenleme eylemlerinin zincirleme suç oluşturduğunun ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b)Sanık hakkında temel ceza belirlenirken uygulama maddesinin 213 sayılı Kanun’un 359/b yerine 359/b-1 olarak gösterilmesi,
c)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 27.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.