Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/42306 E. 2022/2009 K. 10.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/42306
KARAR NO : 2022/2009
KARAR TARİHİ : 10.02.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

1) Katılanın, kendilerine olan borcu nedeniyle …..Taş. İnş. Mak. …Ltd. Şti. aleyhine icra takibi yaptığı, şirkete ait forkliftin haczi için mahalline gidildiğinde,…..Taş. ve Tem. … Ltd. Şti. yetkilileri olan sanıkların söz konusu makinenin kendilerine ait olduğu gerekçesiyle sahte fatura ibraz ederek haczi durdurduklarının iddia ve kabul edildiği olayda, sanıkların söz konusu makineyi gerçekten satın aldıklarını, bedelini ödediklerini, beyannamelerine yansıtarak katma değer vergisini ödediklerini savunmaları ve buna ilişkin Ba bildirimi, tahsilat makbuzu, KDV beyannamesi ve tahakkuk fişini dosyaya sunmaları karşısında; eylemin 5237 sayılı TCK’nin 211. maddesinde düzenlenen “gerçek bir durumunun belgelenmesi amacıyla özel belgede sahtecilik” suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 tarih ve 346-25 ile 03.02.2009 tarih ve 250-13 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için diğer şartların yanında, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi de gerekmektedir. Burada, uğranılan zararlardan kast edilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından da tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır. Ancak, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Zararın belirlenmesinde hâkim, ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de göz önünde bulundurmak koşuluyla, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hâkimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmamalıdır. Zira 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır. İncelenen dosya içeriğine göre; sanıkların istihkak iddiaları nedeniyle katılan tarafından Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesinde açılan istihkak davasında, sanıkların istihkak iddialarının reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla, katılanın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel oluşturabilecek somut zararının ne olduğu tespit edilmeden, engel sabıkaları bulunmayan, haklarında takdiri indirim uygulanarak cezaları ertelenen sanıklar hakkında, katılanın zararının giderilmemesi gerekçesiyle CMK’nin 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 10.02.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.