YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4638
KARAR NO : 2024/896
KARAR TARİHİ : 25.01.2024
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/507 E., 2016/335 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Akçakoca Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2015/507 Esas, 2016/335 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un (4708 sayılı Kanun) 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğine, sanığın suç işleme kastının ve mahkûmiyetine yeterli delilin bulunmadığına ilişkindir.
III. GEREKÇE
1…. İnşaat Yapı Denetim Ltd. Şti.nin ortağı, yetkilisi ve proje ve uygulama denetçisi olan sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında, 5237 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde kamu görevlisinin, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi olarak tanımlandığı, 4708 sayılı Kanun’un 1 inci maddesine göre, yapı denetim kuruluşunun Bakanlıktan aldığı izin belgesi ile münhasıran yapı denetimi görevi yapan, ortaklarının tamamı mimar ve mühendislerden oluşan tüzel kişi olarak, denetçi mimar ve mühendisin ilgili mühendis ve mimar meslek odalarına kayıtlı ve Bakanlıkça kendisine denetçi belgesi verilmiş mühendis ve mimar olarak tanımlandığı, kamusal bir faaliyet niteliğinde olan yapı denetim hizmetinin Bakanlık denetimine tabi olduğu nazara alındığında; yapı denetim firmasında görevli olan sanığa yüklenen suçun 4708 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası yollaması ile 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilip görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. Kabule göre de;
a. 13.07.2012 olan suç tarihinin gerekçeli kararda 16.04.2008 olarak yanlış gösterilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
b. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği; 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, daha evvel zincirleme suça dâhil olan bir suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak kesinleşen hükme konu fiiller de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümleri uygulanarak tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği dikkate alınarak; UYAP üzerinde yapılan araştırmada, sanık hakkında benzer eylemlerinden dolayı açılan başka bir dava nedeniyle Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/383 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada mahkûmiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında; anılan dava dosyasının ve varsa tespit edilebilen benzer nitelikteki dava dosyalarının getirtilip incelenmesi, mümkün olması hâlinde davaların birleştirilmesi, aksi durumda söz konusu davaya ilişkin yargılama safahatinin özetinin duruşma tutanağına geçirilmesi ve bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya arasına alınması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
IV. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2024 tarihinde karar verildi.