YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7995
KARAR NO : 2022/16310
KARAR TARİHİ : 17.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Sahte fatura düzenleme, defter, kayıt ve belgeleri gizleme
…
…
Katılan vekilinin temyiz isteminin, sanıklar …, … ve … haklarında verilen beraat hükümlerine; sanıklar … ve … müdafiilerinin temyiz istemlerinin mahkûmiyet hükümlerine yönelik olduğu belirlendikten sonra; sanık …’nun yokluğunda verilen hükmün, mahkemeye en son bildirdiği adresine öncelikle 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliği gerekirken, doğrudan aynı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince MERNİS adresine yapılan tebliğ işlemi usulsüz olup temyiz süresini başlatmayacağından, sanık müdafiilerinin öğrenme üzerine 15.07.2016 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde verilmiş olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1-Sanıklar …, … ve … haklarında, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 25.09.2014 tarihli 2014/125704 Soruşturma ve 2014/46073 Esas sayılı iddianamesi ile “2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme“ suçlarından da kamu davası açılmış ise de; Anadolu Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı‘nın 25.08.2014 tarihli ve RDK-2/2014-402 sayılı komisyon mütalaası ve ekindeki vergi suçu raporuna göre, sanıklar hakkında yalnızca “2009 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçundan mütalaa verildiği, “2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçlarından verilmiş bir mütalaa bulunmadığı anlaşılmakla; sanıklar hakkında “2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme“ suçlarına ilişkin olarak, 213 sayılı VUK’nin 367. maddesi gereğince dava şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceği Vergi Dairesi Başkanlığı‘ndan sorularak, sonucuna göre tüm takvim yılları yönünden sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, yargılamaya devamla sanıklar hakkında beraat hükümleri verilmesi yasaya aykırı,
2-Mahkûmiyet hükümleri yönünden, hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanıklar … ve … müdafiilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.