Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/6532 E. 2023/6883 K. 09.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6532
KARAR NO : 2023/6883
KARAR TARİHİ : 09.10.2023

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2021/4065 Değişik iş
SUÇ : Dolandırıcılık

… Cumhuriyet Başsavcılığının 04.08.2021 tarihli ve 2021/48043 Soruşturma, 2021/34527 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 15.11.2021 tarihli ve 2021/4065 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 15.11.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.06.2022 tarihli ve 2022/10499 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2022 tarihli ve KYB-2022/86912 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2022 tarihli ve KYB-2022/86912 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, şüpheli…n tanışmalarından kısa süre sonra Audi A3 marka ve model aracın satışı için müştekiye teklifte bulunduğu, şüpheli Özcan’ın arkadaşı olan şüpheli …’ın piyasa değeri 220.000,00 Türk lirası olan Audi A3 marka ve model … plakalı aracı 180.000,00 Türk lirasına satın alması konusunda yardımcı olabileceğini belirttiği, müştekinin teklifi kabul etmesi üzerine öncelikle müştekinin ablası Fatma Çavdar’a ait … plakalı aracın satışının 30.000,00 Türk lirasına yapıldığı, bu bedele 10.000,00 Türk lirası eklenmek suretiyle toplam 40.000,00 Türk lirasının kapora olarak şüpheli…n banka hesabına yatırıldığı, müştekinin talebine rağmen Audi A3 marka ve model aracın şüphelilerce teslim edilmediği, şüpheli … ile şüpheli Ahmet’in farklı gerekçelerle müştekiyi oyaladığı, aracın bu defa tıp doktoru olduğu iddia olunan şüpheli … adlı şahsın eşine ait olduğu, devir konusunda sorun yaşanması nedeniyle Audi A5 marka ve model olan 34 CNE 256 plakalı aracın şüphelilerce müştekiye teklif edilerek bir miktar daha para istenildiği, müştekinin devam eden süreçte farklı zamanlarda şüphelilere ödeme yaptığı, bu ödemelerin bir kısmının ablaları Fatma Çavdar, Hatice Vardar, … Kaya ve polis memuru Osman Akbulut tarafından gerçekleştirildiği, toplam 265.000,00 Türk lirasının şüpheli Özcan Demir ve muhtelif kişilerin hesabına yatırıldığı ancak müştekiye herhangi bir aracın teslim edilmediği olayda dolandırıcılık suçundan müştekinin şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, … Cumhuriyet Başsavcılığınca şikayete konu olayın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu gerekçesiyle kovuşturma yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Taraflar arasındaki anlaşmaya rağmen şüphelilerin çeşitli bahanelerle müştekiye aracı teslim etmediği gibi anılan bedeli de müştekiye iade etmediği, müştekinin anksiyete kişilik bozukluğunun bulunduğu, şüphelilerin müştekinin anılan rahatsızlığından yararlandıkları, müşteki ve yakınları tarafından yapılan ödemelerin şüpheliler tarafından “elden alınan borç” olarak havale ve eft yapılmasının istenildiği, şüpheli … hakkında dolandırıcılık suçundan yürütülen soruşturmalar bulunduğunun iddia olunduğu anlaşılmakla, tüm iddiaların kuşkuya yer bırakmayacak şekilde aydınlatılması bakımından, öncelikle şüphelilerin ve tanıkların dinlenerek taraflar arasında araç alım satımı konusunda anlaşmanın bulunup bulunmadığı, satışa konu araçların ruhsat kayıtlarının dosya arasına alınarak şüphelilerin araçları satışa yetkili olup olmadıkları, şüpheli … hakkında benzer şekilde dolandırıcılık suçlarından soruşturma yürütülüp yürütülmediği, havale ve eft yapılmak suretiyle 265.000,00 Türk lirasının şüpheliler ve soruşturma dışı şahısların hesabına yatırılıp yatırılmadığı, şüpheliler haklarında açılmış kamu davası olup olmadığının da araştırılması suretiyle, toplanacak diğer deliller ve yapılacak etkin soruşturma sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken, şüphelilerin ifadesi dahi alınmadan eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
…“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
…“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, 2020 yılı Ağustos ayı içerisinde şüphelilerden … ile tanıştığı, bu kişinin şikâyetçiye, şüphelilerden …’ın uygun fiyatlı araç bulduğunu ve isterse kendisine alabileceklerini söylediği, şikâyetçinin elinde nakit para olmadığını belirtmesine rağmen ısrarla aynı teklifte bulundukları, bunun üzerine şikâyetçinin kendisine ait … plakalı aracını satmaya karar verdiği, şüphelilerin aracılığı ile otomobilin 40.000 TL’ye satıldığı, 30.000 TL’sinin şikâyetçiye, kalan 10.000 TL’nin ise şüpheli …’ın hesabına gönderildiği, akabinde şüphelilerin … plaka sayılı aracı şikâyetçi adına alabileceklerini söyledikleri ve şüphelilerin hesabına parça parça ödeme yapıldığı, diğer şüpheliler … ve …’nun da şikâyetçinin işini halledecekleri yönünde kanaat uyandırarak para gönderilmesinin devamını sağladıkları, şikâyetçinin anksiyete bozukluğu tedavisi gördüğü ve şüphelilerin bu durumdan faydalandıkları, böylece iştirak halinde dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia olunması karşısında; şüphelilerin açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek ifadelerine başvurulması, şikâyetçinin aracı devrettiği kişinin tanık sıfatıyla beyanının alınması, banka hesap hareketlerinin incelenerek şüphelilere gönderilen paraların tespitinin yapılması, devri vaadedilen bahse konu aracın kime ait olduğu, şüphelilerin bu aracı satış ve devre yetkili olup olmadıklarının araştırılması, şüpheliler hakkında benzer şekilde başka soruşturma ya da kovuşturma dosyalarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmayacağının takdir ve tayini gerekirken; “…müştekinin şikayetine konu olayda bütün ödemeleri kendi istek ve iradesiyle yaptığı, bu ödemelere karşılık satışı taahhüt edilen aracın kendisine teslim edilmemiş olmasının başlı başına dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağı, taraflar arasındaki ihtilafın özel hukuk hükümleri çerçevesinde çözümü mümkün hukuki anlaşmazlık niteliği taşıdığıı…” şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. … 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 15.11.2021 tarihli ve 2021/4065 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.10.2023 tarihinde karar verildi.