YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7138
KARAR NO : 2023/6879
KARAR TARİHİ : 09.10.2023
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2021/3638 Değişik iş
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
… Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2021 tarihli ve 2021/15801 Soruşturma, 2021/16609 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.07.2021 tarihli ve 2021/3638 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 28.07.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.07.2022 tarihli ve 2021/23921 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100779 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100779 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda…Kuruyemiş Gıda ve Tarım Ürünleri San. Ve Tic. A.Ş.’nin, kuruyemiş ve kuru meyve üretimi, danışmanlığı ve tedariki konusunda iştigal ettiği, şüphelilerden …’un anılan şirkette 01/02/2019 ile 24/02/2021, …’un ise 22/04/2019 ile 24/02/2021 tarihleri arasında satış elemanı olarak çalıştıkları, şirket hesaplarında yapılan denetimler neticesinde şirket müşterileri ile yapılan câri hesap mutabakatlarında satış listesi ve bağlantılı fatura kayıtlarında gözüken borç bakiyeleri ile ilgili müşterilerin kendi beyan ettiği bakiye hesapların uyuşmadığının tespit edilmesi üzerine müşteki şirket vekili tarafından suç duyurusunda bulunulması üzerine başlatılan soruşturmada, taraflar arasındaki uyuşmazlığın firma kayıtları ile müşteki cari hesap mutabakatları arasındaki uyuşmazlığa ilişkin olduğu, şüphelilerin muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendilerine devredilmiş olan mal üzerinde kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak amacıyla zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunduklarına yönelik herhangi bir tespit veya delilin bulunmadığı, taraflar arasındaki şikâyete konu ihtilafın borç ve alacak ilişkisiden kaynaklı hukukî ihtilaf niteliğinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 01/06/2020 tarihli ve 2019/15564 esas, 2020/3964 karar sayılı ilâmında yer alan, ” … iddia ile ilgili delil araştırmasının tamamlanabilmesi için; öncelikle müştekinin iddialarında belirttiği (şüphelinin şirket adına tahsilatı yapıp uhdesinde tuttuğu paraları aldığı iddia edilen) müşterilere ulaşılarak listede yer alan faturalarla ilgili ne şekilde ve nasıl ödeme yaptıklarının beyanlarla ve sunacakları belgelerle tespiti, müştekinin sunduğu müşteri listesi ve şüpheli tarafından üzeri yazıldığı belirtilen sipariş fişleri ve faturaların yanısıra şirkete ait ticari defterlerin, kayıtların, satış fişlerinin, tahsilat belgelerinin getirtilmesi ve hem şüphelinin yaptığı işlemlerin belirlenmesi, hemde bunlarla ilgili müşterilerin tahsilat makbuzları ve başkaca yöntemlerle ödeme yapıp yapmadığı konusunda ayrıntılı ve yeterli incelemenin yaptırılması için alanında uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınması, ayrıca tarafların arasındaki işçi alacaklarına ilişkin davanın akıbetinin araştırılması, dosyanın incelenmesi ve sonrasında inceleme tutanağı düzenlenip, ilgili kısımlarının onaylı fotokopisinin dosya içerisine alınması gerekirken, eksik soruşturmaya ve değerlendirmeye dayalı takipsizlik kararına yönelik merci Elbistan Sulh Ceza Hakimliğinin 12/02/2019 tarihli ve 2019/71 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA, …” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Somut olayda, şüphelilerden …’un, müşterilerle yapılan hesap mutabakat formlarına (mübrez EK-1) göre 14.547,52 Türk lirası, Murat Güneş (Güneş Market) isimli firmanın sunduğu yazılı beyana (mübrez EK-2) göre 28.079,69 Türk lirası… plaka sayılı aracın sayımında eksik çıkan (mübrez EK-3) ürün karşılığı 11.546,24 Türk lirası tutarında cari hesap açığına, şüphelilerden …’un müşterilerle yapılan hesap mutabakat formuna ve …..isimli müşterinin imzalı yazılı beyanına (mübrez EK-5) göre 3.387,07 Türk lirası… plaka sayılı aracın sayımında eksik çıkan (mübrez EK-6) ürün karşılığı 316,98 Türk lirası tutarında cari hesap açığı oluşturmalarıyla zararlandırıcı işlem yaptıklarının, şüphelilerin ayrıca müşteki şirketin… (… Unlu Mamûlleri) isimli müşteri ile aralarında hiçbir ticarî ilişki bulunmamasına rağmen 104.830,06 Türk liası tutarında fatura düzenlediklerinin iddia olunduğu anlaşılmakla, iddia ile ilgili delil araştırmasının tamamlanabilmesi için; öncelikle müşteki şirketin iddialarında belirttiği (şüphelilerin şirket adına tahsilatı yapıp uhdesinde tuttuğu paraları aldığı iddia edilen) müşterilere ulaşılarak listede yer alan faturalarla ilgili ne şekilde ve nasıl ödeme yaptıklarının beyanlarla ve sunacakları belgelerle tespiti, müşteki şirketin iddialarında belirttiği müşterilerin ve şüpheliler tarafından düzenlendiği iddia edilen faturaların yanısıra müşteki şirkete ait ticarî defterlerin, kayıtların, satış fişlerinin, tahsilat belgelerinin getirtilmesi ve hem şüphelilerin yaptığı işlemlerin belirlenmesi, hemde bunlarla ilgili müşterilerin tahsilat makbuzları ve başkaca yöntemlerle ödeme yapıp yapmadığı konusunda ayrıntılı ve yeterli incelemenin yaptırılması için alanında uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınması, ayrıca tarafların arasındaki işçi alacaklarına ilişkin davanın akıbetinin araştırılması, dosyanın incelenmesi ve sonrasında inceleme tutanağı düzenlenip, ilgili kısımlarının onaylı fotokopisinin dosya içerisine alınması gerekirken, itirazın bu yönden kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
…“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelilerin bir dönem…Kuruyemiş Gıda ve Tarım Ür. San.ve Tic.A.Ş.’de satış temsilcisi olarak çalıştıkları, bu süre zarfında, satış listesi ve bağlantılı fatura kayıtlarındaki borç bakiyeleri ile bir kısım müşterilerin kendi beyan ettikleri bakiyelerin birbirini tutmadığı, bununla birlikte şüphelilere teslim edilen araçlarda yapılan sayımlarda ürünlerin eksik olduğunun tespit edildiği, bu şekilde şüphelilerin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediklerinin iddia olunması karşısında; satış yapılan müşterilerin beyanlarına başvurularak ödemelerin ne şekilde yapıldığının belirlenmesi, araç sayımına ilişkin dosyaya ibraz edilen video görüntüsünün çözümünün yaptırılması, şirkete ait defter, belge ve kayıtların getirtilerek konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması, şirketin zarara uğrayıp uğramadığının, uğramış ise miktarının her iki şüpheli yönünden de ayrı ayrı tespit edilmesi, İş Mahkemesinde görülen dava dosyasının getirtilerek incelenmesi, onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, sonucuna göre somut olayda hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri gerekirken; “…5237 Sayılı TCK’nun 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunulması veya bu devir olgusunun inkar edilmesinin gerektiği, somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlığın firma kayıtları ile müşteki cari hesap mutabakatları arasındaki uyuşmazlığa ilişkin olduğu, şüphelilerin muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendilerine devredilmiş olan mal üzerinde kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak amacıyla zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunduklarına yönelik herhangi bir tesbit veya delilin bulunmadığı, taraflar arasındaki şikayete konu ihtilafın borç ve alacak ilişkisiden kaynaklı hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, hukuki ihtilaf mahiyetindeki bu uyuşmazlığın hukuk mahkemelerinde çözülmesi gerektiği ve atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı…” şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.07.2021 tarihli ve 2021/3638 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.10.2023 tarihinde karar verildi.