Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/1113 E. 2024/655 K. 22.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1113
KARAR NO : 2024/655
KARAR TARİHİ : 22.01.2024

K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/377 E., 2014/251 K.
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

… 71. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2014 tarihli ve 2014/377 Esas, 2014/251 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca neticeten 6 ay hapis ve 6 ay adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 22.04.2021 tarihli ve 2020/10082 Esas, 2021/4812 Karar sayılı temyiz isteminin süre yönünden reddi kararında yer alan tespitlere göre 24.01.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.02.2023 tarihli ve 2020/7931 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/18773 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/18773 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinde yer alan “Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı … iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.”,
61. maddesinde yer alan, “(1) Hâkim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
“,
52. maddesinde yer alan “(1)Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. (2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında,
1-Sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan 6 ay hapis ve 6 ay adli para cezası ile cezalandırıldıktan sonra 6 ay adli para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52/2. maddesi uyarınca paraya çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-Anılan kararın gerekçesinde ve hüküm kısmında sanık hakkında verilen cezada alt sınırdan uzaklaşıldığına yönelik bir gerekçenin bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 155. maddesinde; ”…altı … iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklindeki düzenleme gözetilerek adli para cezasının anılan Kanun’un 52/1. maddesine göre 5 gün üzerinden belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde fazla ceza verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un güveni kötüye kullanma başlıklı 155 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı … iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
” denilmektedir.
3. 5237 sayılı Kanun’un cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında,
“(1) Hakim, somut olayda;
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.”, aynı maddenin sekizinci fıkrasında ise “(8)(Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.) Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” hükümleri yer almaktadır.
4. Adli para cezalarına ilişkin esaslar, 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında;
“(1)Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.”
Şeklinde belirlenmiştir.
5. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarihli ve 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerekmektedir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında, güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulurken, temel hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca alt sınırdan tayin edilmesine müteakip, adli para cezasının herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin alt sınırdan ayrılmak suretiyle ve aynı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın, gün olarak belirlenecek süre ile çarpılması neticesinde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, 6 ay adli para cezası şeklinde tayini Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. … 71. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2014 tarihli ve 2014/377 Esas, 2014/251 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle, KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden; hüküm fıkrasının ilk paragrafında yer alan “6 ay adli para cezası” ibaresinin, “5 gün adli para cezası” olarak düzeltilmesine, hüküm fıkrasına birinci paragraftan sonra gelmek üzere “5237 sayılı TCK’nın 52/2. maddesi gereğince 1 gün karşılığı takdiren 20,00 TL’den olmak üzere neticeten 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” bölümünün eklenmesine, kalan paragrafların buna göre devam etmesine, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, infazın belirlenen şekilde yapılmasına, kararın diğer kısımlarının aynen bırakılmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.01.2024 tarihinde karar verildi.