Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/4785 E. 2023/6673 K. 02.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4785
KARAR NO : 2023/6673
KARAR TARİHİ : 02.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/520 E., 2021/553 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.01.2009 tarihli ve 2009/403 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.04.2011 tarihli ve 2009/92 Esas, 2011/530 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini müteakip, Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2021 tarihli ve 2021/520 Esas, 2021/553 Karar sayılı kararı ile denetim süresi içinde kasıtlı suç işlediğinden bahisle hüküm açıklanarak, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 20.10.2021 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 14.07.2023 tarihli ve 2022/34048 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.09.2023 tarihli ve KYB-2023/86845 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.09.2023 tarihli ve KYB-2023/86845 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, resmi belgede sahtecilik suçunda, 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e ve 204/1 maddelerine göre, asli zamanaşımı süresinin 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu, somut olayda suç tarihinin 27/10/2008 olduğu, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise 28/06/2011 tarihinde kesinleştiği, denetim süresi içerisinde 12/02/2012 tarihinde yeniden suç işlediği, 5271 sayılı Kanun’un 231/8-son cümlesi gereğince 28/06/2011 ila 12/02/2012 tarihleri arasında dava zamanaşımı süresinin durduğu, 12/02/2012 tarihinde zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı, suç tarihi olan 27/10/2008 tarihi ile hükmün açıklanarak mahkumiyet kararının verildiği 08/09/2021 tarihleri arasında 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden, sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2. UYAP üzerinden yapılan incelemede; sanığın 08.05.2023 tarihli istinaf dilekçesi üzerine, Mahkemenin 18.05.2023 tarihli ve 2021/520 Esas, 2021/553 Karar sayılı ek kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 276 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, istinaf talebinin süre yönünden reddine karar verildiği belirlenmiştir.
3. Sanığın, 09.06.2023 tarihinde tebliğ edilen ek karara yönelik de 14.06.2023 tarihli dilekçesi ile istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.
4. 5271 sayılı Kanun’un istinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi başlıklı 276 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “(1) İstinaf istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra veya aleyhine istinaf yoluna başvurulamayacak bir hükme karşı yapılmışsa ya da istinaf yoluna başvuranın buna hakkı yoksa, hükmü veren mahkeme bir kararla dilekçeyi reddeder. (2) İstinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, ret kararının kendilerine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bölge adliye mahkemesinden bu hususta bir karar vermesini isteyebilirler. Bu takdirde dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir. Ancak, bu nedenle hükmün infazı ertelenemez.” hükümleri yer almaktadır.
5. Somut olayda; istinaf isteminin reddi kararı kesin nitelikte olmayıp, bu hususta bölge adliye mahkemesince henüz bir karar verilmediği ve olağan kanun yolu süreci tamamlanmadığından, bahse konu dilekçenin mahallinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
6. İnceleme konusu hükmün, bu haliyle olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.10.2023 tarihinde karar verildi.