YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15862
KARAR NO : 2013/952
KARAR TARİHİ : 17.01.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/04/2011 tarih ve 2010/314-2011/295 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 15.620 TL’nin altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin umumi mağazacılık faaliyeti yaptığını, bu kapsamda dava dışı ürün sahibi … ile çeltikte kira ve bakım sözleşmeleri ve makbuz senedi karşılığı kredi şartlarını düzenleyen sözleşme imzalandığını, bu sözleşmelere göre 1965 ton çeltiğin yerinde emanet alımına tabi kılındığını, çeltik karşılığında makbuz senetleri düzenlenerek …’ne verildiğini, o da makbuz senetlerini bankaya ciro ederek kredi kullandığını, senedin bankaya cirosu ile malın mülkiyetinin bankaya geçtiğini, yapılan sözleşme ile ürünün bakım ve gözetim yükümlüsünün … olduğunu, ancak müvekkili personelince yapılan kontrolde depolarda bulunan 1965 ton çeltiğin taşınmış olduğunun tespit edildiğini, ürünün davalıya sigorta ettirildiğini ve rehin alacaklısı müvekkili olan …, … sayılı sigorta poliçelerinde kurumun uğrayacağı tüm zararların teminat altına alındığını, ancak sözleşme uyarınca emanetçinin ürünü koruma yükümlüğüne aykırı davranışı sonucunda depodan çeltiğin boşaltıldığını, emanetçi makbuz senetlerine dayalı olarak kullandığı krediyi vadesinde ödemediğinden banka tarafından iade edilen makbuz senedi bedelini müvekkilinin bankaya ödemesi sebebi ile bu poliçeden doğan tazminat alacağını zarar gören müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.500 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiş, 08.02.2011 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek toplam 261.341. 30 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu ihtilafla ilgili olarak müvekkili tarafından sigortalısı … ve rehinli alcaklısı davacı olan emniyeti suistimal sigorta poliçesi ve ticari risk sigorta poliçesi aktedildiğini, davacının bu poliçelerde sigortalı olmadığından talep hakkı bulunmadığını, hasarın teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, emniyeti suistimal poliçesinin genel ve özel şartlarının incelenmesinde teminatın yürürlükte bulunabilmesi için ” herhangi bir suistimalin veya kötü fiilin meydana gelmesi veya bir fiilin tahakkuk edeceğine dair yeterli delilin mevcut olması halinde … Sigortalı durumu derhal sigorta şirketine bildirecek …” demek sureti ile poliçenin geçerliğini özel bir düzenlemeye tabi tuttuğu, 1960 ton çeltiğin dava dışı … deposunda bulunduğu esnada alındığı, 1960 ton çeltiğin bir seferde veya aniden depodan götürülmesinin mümkün bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda emniyeti suistimal sigorta poliçesinin özel şartı gereği sigorta ettiren tarafından bu durumun sigorta şirketine haber verilmemesi nedeni ile davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyizine gelince, dava 7.500 TL üzerinden açılmış ise de, 08.02.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 261.341,30 TL’nin tahsili istenmiş olup harcı yatırılarak usulüne uygun ıslah talebinde bulunulduğu anlaşıldığından, vekalet ücretinin bu tutar üzerinden nispi olarak hesaplanması gerekirken yazılı şekilde eksik vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabülü ile, 4. bendin hükümden çıkarılarak yerine ” 19.750, 47 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine” cümlesinin konulmasına, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.