Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2011/3998 E. 2013/5355 K. 19.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3998
KARAR NO : 2013/5355
KARAR TARİHİ : 19.03.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen …/…/2010 tarih ve 2008/609-2010/575 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19.05.2013 günü hazır bulunan.vekili AV. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi iken 1992 yılında şirkete ait otelin işletilmesi için kendisine yetki verildiğini, davalının bu görevinden 1998 yılında ayrıldığını, 2002 yılında ise şirketteki hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, davalı tarafından müvekkili şirket hakkında açılan alacak davasında davalı tarafından şirkete ait banka hesaplarından paraların zimmete geçirildiğinin öğrenildiğini, davalının toplam 302.759 USD, 311.600 EURO ve 91.670,00 TL şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, anılan bedellerin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların ….11.2002 tarihinde yaptıkları protokol ile davacının davalıyı her türlü alacak hakkından dolayı ibra ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin eski ortağı ve yöneticisi olan davalının yöneticilik görevini yaptığı sırada zimmetine para geçirdiği iddiasına dayalı şirket zararının tazmini istemine ilişkindir.
Davanın açıklanan niteliğine ve istenen alacağa göre, davalı eski yönetici aleyhine açılan işbu davanın konusu olan alacaklar ancak …’nun 336 ve devamı maddeleri ile 342. maddesinde düzenlenen yöneticilerin ve müdürün sorumluluğuna esas olabilecek hususlardır. Yöneticiler hakkında şirketi zarara uğrattıkları iddiasıyla sorumluluk davası açılabilmesi için öncelikle …’nun 341. maddesi uyarınca genel kurul tarafından karar alınması gerekmektedir. Yöneticilerin ibrası veya haklarında sorumluluk davası açılmasına karar vermeye yetkili tek organ şirket genel kurulu olup, bu yetkilerin başka bir kişi veya organa devri veya genel kurul dışında başka bir kişi veya organ tarafından kullanılması mümkün değildir. Somut olayda ise davacı şirket yönetimi tarafından davalının ibra edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, geçerli şekilde alınmış bir genel kurul kararına dayalı olmadan şirket yöneticilerinin şirket eski yöneticisini şirketle ilgili eylem ve işlemlerinden dolayı ibra etme yetkisi mevcut değildir. Bu nedenle, mahkemenin anılan gerekçesi yerinde olmadığı gibi davacı şirket hükme dayanak yapılan feragat ve ibranın bu dava ile ilgili olmadığını, bu davaya konu zararın sonradan tespit edildiğini ileri sürmüştür.
Genel kurul tarafından alınan kararla bile eski yöneticinin ibra edilebilmesi için ibranın dayanağı olan bilgi, belge ve kayıtların doğru olması ve ibraya konu hususta genel kurulun doğru olarak bilgilendirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde genel kurul yanlış bilgilendirilerek, yanıltılarak veya karara etkili olabilecek hususlar gizlenerek elde edilmiş bir ibra kararı dava açma hakkını ortadan kaldırmaz.
Bu itibarla, öncelikle mahkemece davaya devam edilebilmesi için davalı hakkında işbu davanın dayanağını oluşturan icra takibi ile davaya yönelik olarak …’nun 341. maddesinde öngörülen genel kurul kararının alınması ve bu karara dayalı olarak denetçiler tarafından verilecek vekaletname ile davanın yürütülmesi amacıyla davacıya HUMK’nun 39 ve 40, (HMK’nun 54.) maddeleri uyarınca uygun bir süre verilmesi, anılan eksiklikler giderildiği takdirde davalı hakkındaki davaya devam edilerek uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açılanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, taktir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.