YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6941
KARAR NO : 2013/9257
KARAR TARİHİ : 07.05.2013
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.03.2011 tarih ve 2010/214-2011/422 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.04.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, emlakçılık alanında faaliyet göstermek üzere davalı ile iki ortaklı dava dışı limited şirketi kurduklarını, sermaye artırımıyla ilgili imzasını inkar ederek kendisine iftira attığını, sermaye borcunun bir kısmını ödemediğini, şahsi borcu nedeniyle şirkete karşı icra takibi yapıldığını, şirketin menfaatleri icabı icra borcunun kapatıldığını, yerel basında dolandırıldığını beyan ettiğini, şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, şirketin temsil ve ilzamının kendisine bırakılmasına, kayyım atanmasına, davalının yetkilerinin iptaline, ortaklıktan çıkarılmasına, şirket ortak sayısı bire düşeceğinden ve yeni TTK tasarısı buna olanak verdiğinden şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmek için süre verilmesine, iki ortaklı limited şirkette ortağın çıkarılmasına izin verilmeyecekse şirketin fesih hakkının kullanılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, daha sonra da davasının öncelikle şirketten kendisinin çıkarılmasına, olmadığı takdirde davalının çıkarılmasına yönelik olduğunu açıklamıştır.Davalı vekili, kusurlu olanın davacı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, davacının ortaklıktan çıkma talebini kabul ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların dava dışı limited şirkete ortak oldukları, aralarında şirketle ilgili uyuşmazlıkların bulunduğu, davacının daha sonra ortaklıktan çıkarılmasını istediği, davalının bunu kabul ettiği, talep ve kabul beyanı dikkate alınarak davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği, son celsede davadan feragat ettiğini bildirmiş ise de davanın kabul ile sona erdiği, feragatin dikkate alınmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının dava dışı … Emlak Dan. Ltd. Şti. ortaklığından çıkarılmasına, ortaklığı ile ilgili fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, TTK’nun 504/2. maddesi gereğince ortak sayısının 1’e düşmesi dikkate alınarak kararın kesinleşmesine müteakip 60 günlük süre içinde bu eksikliğin giderilmesine, aksi halde şirketin feshine karar verileceği hususunda ihtarat yapılmasına karar verilmiştir.Kararı, davacı temyiz etmiştir.Dava, iki ortaklı dava dışı limited şirket ortaklığından davacının çıkmasına izin verilmesi, olmadığı takdirde davalı diğer ortağın çıkarılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.Davacı ile davalının dava dışı limited şirketin ortakları oldukları, bu şirketin başka bir ortağının bulunmadığı çekişmesizdir. Somut davaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 512/1. maddesi uyarınca tüzel kişiliğe haiz ve ticaret şirketi niteliğindeki limited şirkette ortak sayısı, aynı Kanunun 504/1. maddesindeki emredici nitelikteki hüküm uyarınca ikiden az ve elliden çok olamaz. Anılan hükümler itibariyle limited şirketin kuruluşunda en az iki ortağın mevcudiyeti zorunlu bir koşul olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Her ne kadar TTK’nın 504/2. maddesinde ortak sayısının bire inmesi halinde, uygun bir süre içinde anılan eksikliğin giderilmesi için bir olanak sağlanmış ise de bu hüküm, ilk fıkradaki emredici nitelikteki genel hükmü ortadan kaldıran bir düzenleme olarak yorumlanamaz. Bahse konu fıkra, ancak ortakların birinin ölümü veya medeni hakları kullanma ehliyetini yitirmesi gibi hallerde, başka bir anlatımla, kendi iradesi dışında oluşan sebeplere ilişkin olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Mülga 6762 sayılı TTK’da kanun koyucu aksi düşüncede olsaydı kollektif şirkette olduğu gibi açıkça tek ortaklı limited şirketin de devamının mümkün olduğunu hükme bağlaması gerekirdi.Yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde, mülga 6762 sayılı Kanunun limited şirkete ilişkin sistematiği ve hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, aynı Kanunun 551. maddesi uyarınca çıkma hakkının ancak ikiden fazla ortaklı limited şirketlerde uygulanmasının mümkün olacağının kabulü gerekmektedir. O halde, iki ortaklı limited şirket ortağı ancak aynı madde de düzenlenen fesih hakkını kullanabilir.Bu durum karşısında, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı Kanun uyarınca iki ortaklı limited şirkette çıkma davasının olmayacağı, emredici düzenlemelere aykırı böyle bir davanın kabul ile sonuçlanamayacağı, başka bir anlatımla bu şekilde bir davada davalının kabulünün sonuç doğurmayacağı, tasarruf yetkisinin bulunmadığı, esasen davalı vekilinin de vekaletnamesinde açıkça davayı kabul yetkisi olmadığı, davacı asilin davasından feragat ettiği dikkate alınıp, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.