YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10005
KARAR NO : 2013/9154
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 31. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.04.2012 tarih ve 2011/101-2012/81 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, …’da çalışan müvekkilinin Türkiye’ye geri dönüşü sonunda iş akdine son verildiğini ve işten ayrılmasından sonra … sigorta kurumu nezdinde birtakım belgeler imzaladığını, bunlar arasında sigorta primlerinin geri alınmasını içeren bir formun da bulunduğunu, müvekkilinin Almanca bilmediğini ve imzaladığı form içeriklerinin mahiyetini bilmeden imzaladığını, emeklilik işlemleri sürecinde yurtdışı çalışmalarını içeren sigorta primlerinin T.C. Merkez Bankası’na yollandığını öğrendiğini, müvekkilinin bu durumu öğrenir öğrenmez 25/11/2009 tarihinde T.C. Merkez Bankası’na yazı yazdığını, gelen yazı cevabında, sigorta primlerini içeren parasının 28/12/1984 tarihinde geldiğini ve 25.369 … Markı sigorta parasını … Şubesi’nden çektiğini bildirdiğini, ancak ödeme belgelerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, imza incelemesi neticesinde bu durumun ortaya çıkacağını, müvekkili parasının 28/12/1984 tarihinde geldiğinin, davalı …’nın kabulünde olduğunu, fakat müvekkiline bu paranın bankaya geldiğine ilişkin hiçbir haber verilmediğini ileri sürerek 12.970 EURO’nun tahsil tarihindeki kur üzerinden 28/12/1984 tarihinden itibaren işçi dövizlerine uygulanan en yüksek faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, yetki, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın esası yönünden ise … sigorta kurumundan davacı adına havale edilen 25.369 DEM’lik tutarın müvekkili bankanın 28/12/1984 tarihinde davacı adına kredi mektuplu döviz tevdiyat hesabına alındığını, dava konusu tutarın faizleriyle birlikte davacıya ait hesaptan tamamen çekildiğini, davacı tarafın kendi iddiasına göre uzun yıllar bekleyip böyle bir talepte bulunmasının MK’nın 2. maddesi anlamında objektif iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğunu, savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava; yurt dışı prim alacağının tahsilinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin olduğu, davacı tarafın 28/12/1984 tarihi itibariyle paranın davalı bankaya gönderildiğini bildiği, bu durumda 26 yıl sonra dava açıldığı, TTK. nun 68/1 maddesi gereğince davalı bankanın ticari defter ve kayıtlarını 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu, bu haliyle zamanaşımı süresinin dolduğu, gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, yabancı sigorta kurumunca davalı bankaya gönderilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Davacıya ait paranın yabancı sigorta kurumunca davalı …Ş.’ye gönderildiği ve davalı bankaca davacı adına Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı açılarak, bu hesaba aktarıldığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf, davalının paranın banka hesaplarına geldiği hususunda bildirimde bulunulmaması nedeniyle, paranın geldiğinden haberdar olmadığını ve para çekmediğini, ödeme dekontlarındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş, davalı taraf ise, sözkonusu para yurt dışı sigorta kurumundan geldikten sonra davacıya ödendiğini savunarak ödeme dekontlarını ibraz etmiştir. Davalı beyanı ve dosya kapsamından taraflar arasında “Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı” adı altında bir mevduat ilişkisi kurulduğu anlaşılmakta olup, buna bağlı olarak zamanaşımı def’inin de banka hesap sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK 128. maddesi “Müruru zaman alacağın muaccel olduğu zamandan başlar, alacağın muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği günden itibaren cereyan eder.” hükmünü haiz olup, somut olayda, davacının, dava dilekçesinde belirttiği davalı bankadan 25.11.2009 tarihinde dava konusu paranın ödenmesini istemesi nedeniyle alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu ve bu tarih itibariyle zamanaşımının işlemeye başladığı gözetilerek, davalının ödeme def’i de dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.