Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/10156 E. 2013/10073 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10156
KARAR NO : 2013/10073
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.03.2012 tarih ve 2011/163-2012/184 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin en son genel kurulunun 17.06.2006 tarihinde yapıldığını, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin 3 yıllığına seçildiğini, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin 2009 yılında dolduğunu ve TTK’nın 435 ve devamı maddeleri uyarınca şirketin organsız kaldığını, görev süreleri sona eren yönetim kurulu üyelerinin genel kurulu toplantıya çağırma yetkileri bulunmadığını ileri sürerek, 30.09.2011 tarihinde yapılacak olan genel kurul toplantısının tedbiren durdurulmasını, şirketin zorunlu organlarının vasfını kaybettiğinin tespiti ile şirkete tedbiren kayyım atanmasını, zorunlu organların seçilememesi halinde şirketin TTK’nın 435. maddesi gereğince feshine karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada davacılar vekili, 30.09.2011 tarihli genel kurula çağrının yetkili olmayan organlar tarafından yapıldığını, görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin çağrı yapamayacağını, kar zarar raporu ile bilançonun usulüne uygun hazırlanmadığını ve 15 gün önceden ilan edilmediğini, toplantıya katılanların ortak olup olmadıklarının dahi belli olmadığını, şirketin hisse senedi bastırmadığını, ibraz edilen hisse senedi kupürlerinin geçersiz olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandıklarını, müvekkilinin haksız olarak genel kurula alınmadığını, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/150 E. sayılı davasına müdahil olunması kararının yasa ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, bu davada … … ve kızı… davalı olduğu için müdahil olunma kararında oy kullanmalarının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 30.09.2011 tarihli genel kurulun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, görev süreleri dolan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yerine yenileri seçilinceye kadar görevlerinin devam ettiğini, şirketin organsız kalmadığını, müvekkilin nama yazılı senedi bulunmadığından pay defteri de olmadığını, genel kurula çağrının, ilanların ve diğer işlemlerin usulüne uygun olduğunu savunarak, asıl davanın ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Sermaye Şirketlerinin Genel Kurul Toplantıları Ve Bu Toplantılarda Bulunacak Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı Komiserleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1-g maddesinde görev süresi sona ermiş olsa bile şirket yönetim kurulu ve denetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırabileceğinin düzenlendiği, mevzuata aykırı bir durum bulunmadığı, davalı şirketin nama yazılı hisse senedi bastırmadığı, buna bağlı olarak pay defterinin de bulunmadığı, genel kurul gündemi ve raporların usulüne uygun hazırlandığı, ilanların da usulüne uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin emsal uygulamalarında olduğu üzere yönetim kurulunun görev süresi bitmiş olsa dahi yöneticilerin genel kurula çağrı görevlerinin devam etmesine göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, anonim şirket genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili davalı şirketin 30.09.2011 tarihinde yapılan genel kurula çağrının usulsüz olduğunu, 17.06.2006 tarihli genel kurulda yönetim kuruluna …, … ve … …’ın seçildiğini, iptali istenen 30.09.2011 tarihli genel kurula çağrı kararının ise … tarafından alındığını, çağrıda adı geçen …’ın kim olduğunun belli olmadığını, bu nedenle de çağrı nisabının usulüne uygun olmadığını ileri sürmüştür. Genel kurulda alınan kararların da yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kuralarına aykırı olması, ortak olan davacının genel kurula alınmaması, ortak sıfatı taşımayan kişilerin genel kurula katılması, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanması, bilançonun usulüne uygun hazırlanmaması gibi nedenlerle iptalini talep etmiştir. Yönetim kurulunun karar nisabı TTK’nın 330. maddesinde, genel kurul kararlarının iptali ise TTK’nın 381. maddesinde düzenlenmiştir. Dairemizin yerleşmiş içtihatları gereğince, genel kurulun toplantıya çağrılması usulsüz olsa bile salt bu nedenle genel kurul kararlarının iptali gerekmeyip, TTK’nın 381. maddesi gereğince aynı zamanda, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da iddia ve ispat edilmesi gerekmektedir. Mahkemece, genel kurula çağrının usulüne uygun olup olmadığı, davacının ileri sürdüğü iptal sebepleri tek tek irdelenmek suretiyle genel kurulda alınan kararların iptali gerektirip gerektirmediği konusunda gerektiğinde denetime elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.