Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/10219 E. 2013/10325 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10219
KARAR NO : 2013/10325
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03/05/2012 tarih ve 2011/16-2012/258 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı …Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı … şirketinde hesabı olduğunu, broker olarak görev yapan diğer davalının bu şirketin çalışanı bulunduğunu, davalı şirketi ve hesap sahiplerini zarara uğratarak kayıplara karıştığını, müvekkilinin yazılı ve sözlü talimatı olmadan veya talimatlarının gereğini tam yerine getirmeden işlemler yaptığını, hisse kredisini kullandığını ve zarara neden olduğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 13.000 TL’nın yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, işlemlerin davacının talimatı ile yerine getirildiğini, 09.11.2004 tarihli portföyünü de imzalayarak “okudum, inceledim ve mutabıkım” şerhini koyduğunu, hisselerle ilgili işlemlerde diğer davalının bir menfaatinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı da, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, benimsenen bilirkişi raporuna göre, 22/10/2004 tarihli işlemlerin gerçekleştirildiği dönemde yürürlükte bulunan SPK’nun aracılık faaliyetinde belge ve kayıt düzeni hakkındaki Seri: V, No:6 sayılı tebliğinde yer alan açık hükümler uyarınca, aracı kurumlar tarafından müşterileri adına gerçekleştirilen işlemlerde yazılı veya sözlü olarak verilen emirlerin varlığını ispat yükünün aracı kurumlarda bulunduğu, dava konusu olayda aracı kurum tarafından müşteri hesabında 22/10/2004 tarihinde gerçekleştirilen hisse senedi işlemlerine ilişkin emirlerin davacı tarafından verildiğine ilişkin her hangi bir belge ibraz edilemediğinden ve olayın SPK’ya intikal ettirilmesi sonucunda SPK’nun da, söz konusu hususu teyit ederek aracı kurumu gerekli özen ve hassasiyeti göstermesi konusunda uyardığı nazara alınarak, hesap ekstrelerini aracı kurumların, müşterilerinin hesaplarında yaptıkları işlemlere ilişkin olarak bilgilendirme amacı ile ilgili dönemi izleyen 7 gün içerisinde taahhütlü olarak göndermek zorunda oluşu da değerlendirildiğinde, davacının “okudum, inceledim, mutabıkım” şeklinde şerhler düşmesinin yapılan işlemlere müşterilerin icazet vermesi anlamına geleceğine ilişkin SPK mevzuatında herhangi bir düzenleme de bulunmadığından davaya konu gerçekleştirilen işlemlere
davacının icazet vermiş sayılacağının kabul edilemeyeceği, davacının talimatı dışında gerçekleştirilen işlemlerden dolayı toplam 1.530,63 TL zarara uğradığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.530,63 TL’nın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı … A. Ş vekili temyiz etmiştir.
1- 1086 Sayılı HUMK’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri, 2012 yılı itibariyle 1.690,00 TL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir.
Somut davada mahkemece 03.05.2012 tarihinde davanın kısmen kabulü ile 1.530,63 TL alacağın davalıdan tahsiline dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmişse de kabul edilen miktarın yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin HUMK’nun 432/4. maddesi hükmü uyarınca REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ve davalı …Ş.’den ayrı ayrı alınmasına, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.