Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/10378 E. 2013/9380 K. 08.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10378
KARAR NO : 2013/9380
KARAR TARİHİ : 08.05.2013

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.02.2012 tarih ve 2008/212-2012/44 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı, davalıya verdiği süt karşılığında davalı tarafından hamiline keşide edilip, kendisine verilen 15.10.2008 keşide tarihli 6000 TL bedelli çeki kaybettiğini ileri sürerek, vade tarihine kadar çeke ödeme yasağı konulmasına,vade tarihinde çek bedelinin mahkemece belirlenecek yere ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, dava konusu edilen çeki kendisinin keşide edip, davalıya verdiğini belirtmiştir.Katılan vekili, davacı hakkında icra takibi yaptıklarını, davacının taşınmazı üzerine haciz konulduğunu, bu haczin kaldırılması ve borcun bir kısmına karşılık olarak çekin davacı tarafından müvekkiline verildiğini, davacının kayıp iddasının doğru olmadığını, çek aslının müvekkilinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın gider avansını kesin süre içerisinde yatırmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zayi edildiği iddia olunan çek bedelinin istirdadı şeklinde açılmış olup, mahkemece, yargılama aşamasında yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/g maddesi gereğince dava şartı olup, yatırılması gereken gider avansının kesin süreye rağmen yatırılmamış olması nedeniyle, anılan Yasa’nın 115. maddesi gereğince, davanın, usulden reddine karar verilmiştir.01.10.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesine göre, “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı’nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” Anılan Kanun’un 114. maddesinin “g” bendinde, gider avansının dava şartlarından olduğu belirtilmiştir. Dava şartlarının incelenmesini düzenleyen 115. maddesinde “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” denilmiştir. Kanun’un 448. maddesinde ise, kanun hükümlerinin, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı belirtilmiştir.Adalet Bakanlığı tarafından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120. maddesi gereğince hazırlanan gider avansı tarifesi ile buna ilişkin tebliğ, 30 Eylül 2011 tarih ve 28070 sayılı resmi gazetede yayınlamıştır. 01.10.2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren tarifenin 3. maddesinde, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri kapsadığı belirtilmiş; 4. maddesinde, taraf sayısı, tanık sayısı, başvurulan deliller (keşif gideri, bilirkişi ücreti vs.) gözetilerek belirlenen tahmini yargılama giderinin, gider avansı olarak önceden yatırılması amaçlanmıştır. Tarifenin 6. maddesinde de, tarifenin yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan davalarda, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120. maddesinin ikinci fıkrasına göre gider avansı ikmal ettirileceği belirtilmiştir. Kanun’un 120/2 ve 448. maddeleri ile tarifenin 6. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğünden önce açılan davalarda da, gerektiğinde, dava şartı olan gider avansının ödenmesinin istenilebileceği, gider avansının kesin sürede ödenmemesi durumunda ise, Kanun’un 115. maddesi gereğince, davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedileceği anlaşılmaktadır.Dava şartı olan gider avansı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğünden sonra açılan davalar ile Kanun’un yürürlüğünden önce açılmış olup da, henüz tahkikat aşamasına geçilmemiş olan davalarda tarifede belirtilen miktarlar esas alınarak kolaylıkla uygulanabilecektir. Ancak, temyize konu davada olduğu gibi, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce açılıp, tahkikat aşamasında bulunan, yani bir kısım delillerin toplandığı davalarda, dava şartı olan gider avansına ilişkin düzenlemelerin uygulanıp, kesin mehile rağmen süresinde ödenmemesi nedeniyle, davanın usulden reddedilebilmesi için, yargılamanın geldiği aşamaya göre, hakimin kesin vicdani kanaatinin oluşması için hangi delillere ihtiyaç duyulduğu ve bu delillerin elde edilmesi için gereken masraflar gerektiğinde ayrıntısı ile belirtilmeli; bunlar da gösterilmek suretiyle verilen kesin mehile rağmen gider avansının ödenmemesi durumunda, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilebileceği gözetilmelidir. Dava şartı olan gider avansına ilişkin düzenlemelerde, adalete ulaşmanın zorlaştırılmasının değil; bilakis, yargılamada yapılabilecek giderler önceden alınarak, bu nedenle yargılamanın uzamasının önüne geçilmeye çalışıldığının amaçlandığı düşünüldüğünde; Kanun’un yürürlüğünden önce açılıp, tahkikat aşamasında olan davalarda, gider avansının hangi deliller için istenildiğinin miktarlarıyla birlikte belirtilmesinin, adalet duygusuna ve yasanın amacına uygun olacağı açıktır. Somut olayda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğünden önce açılıp, bir kısım delillerin toplandığı temyize konu davada; 24.06.2009 tarihli duruşmada istirdat davasının sonucunun beklenmesine, 04.05.2011 tarihli duruşmadan itibaren ise istirdat davasının temyiz sonucunun beklenmesine karar verildiği, en son 28.09.2011 tarihli duruşmada ara kararının tekrarlandığı başkaca tahkikat işlemi yapılmadığı, 14.12.2011 tarihli duruşmada ise 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmiş olsa sebebiyle “taraf sayısının 5 katı tutarındaki 60.00 TL tebligat gideri ve diğer işlemler için 50 TL olmak üzere toplam 110 TL gider avansının 2 haftalık kesin süre içerisinde davacı tarafça yatırılmasına, kesin süre içerisinde yatırılmaması halinde HMK 115/2 maddesi gereğince davanın usülden reddedileceğinin ihtarına ve istirdat davasının temyiz sonucunun beklenmesine karar verildiği, takip eden 29.02.2012 tarihli duruşmada davacının ve vekilinin yokluğunda gider avansının kesin sürede yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usülden reddedildiği, hüküm tarihinden sonra dosyaya intikal eden havale dekontlarının incelenmesinde ise davacının gider avansını kesin süre geçtikten sonra ancak karar tarihinden önce 23.02.2012 tarihinde PTT havalesi ile yatırdığı anlaşılmaktadır. Davanın geldiği aşama, kanun koyucunun gider avansı müessesesini düzenlemesindeki amacı nazara alındığında, anılan yasa maddesinin şeklen uygulanıp, “diğer işlemler için” denilmek suretiyle sadece miktar olarak belirtilen gider avansının, verilen kesin sürede ödenmemesi nedeniyle, dava şartı yokluğundan usulden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.