Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/10567 E. 2014/1891 K. 04.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10567
KARAR NO : 2014/1891
KARAR TARİHİ : 04.02.2014

MAHKEMESİ : DEVELİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/02/2012
NUMARASI : 2011/366-2012/104

Taraflar arasında görülen davada Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.02.2012 tarih ve 2011/366-2012/104 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.02.2014 günü hazır bulunan davacı şirket temsilcisi A. Ş. ile davalı vekili Av. A. A. Ç. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi B. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya ait atmosfer kontrollü soğuk hava deposuna muhafaza edilmek üzere nar emtiası bırakıldığını, saklama ve depolama koşullarının uygun olmaması nedeniyle emtianın deformasyona uğradığını, zararının oluştuğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 315.000 TL’nin tespit tarihi olan 04.03.2011 gününden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar, yaptırılan tespitler ve bu tespitler sonucu düzenlenen raporlar kapsamına göre, davacıya ait nar emtiasının muhafazası için davalıya ait atmosfer kontrollü depoya bırakıldığı, depolama koşullarının yetersizliği nedeniyle emtianın tamamen bozulduğu, zarar tutarına tarafların itiraz etmedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne, 120.000 TL’nin 04.03.2011 tarihinden, 195.000 TL’nin ise ıslah tarihi olan 23.11.2011 gününden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava, saklama sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava ve ıslah dilekçeleri davalının adresi olduğu ileri sürülen ‘Develi-Kayseri Yolu üzeri 5. km’de bulunan işyerindeki işçi Özcan Ant’a tebliğ edilerek ve taraf teşkili yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Davalı, duruşmalara hiç katılmamıştır. Davalı vekili, davanın varlığını taşınmazının kaydına konulan tedbir kararından öğrendiğini açıklayarak süresinde kararı temyiz etmiş, dava ve ıslah dilekçesinde belirtilen adresin, müvekkili şirketin adresi olmadığını, işyerinin kendi işyeri bulunmadığını savunmuştur. Ticaret sicil kaydı örneği sunmuş, merkezinin başka yer olduğunu belirtmiştir. Dosya kapsamında taraflar arasında nar emtiasının saklanması konusunda yazılı bir sözleşme ibraz edilmemiş, tespit dosyalarında da davalı temsilcisi veya vekili veya bir işçisinin tespit işlemine katıldığı açıklanmamıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12. ve 13., Tüzüğün ise 17. ve 18. maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere tebligatın yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle görevli bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir. Tebligat parçasında tüzel kişiyi temsile yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus tebligat parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışanına tebligat yapılması doğru değildir. Aynı Yasa’nın 20. maddesinde, anılan 12. ve 13. maddelere atıf yapılarak, kendisine tebligat yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi halinde, bu keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyetinin tebliğ mazbatasına yazılarak altının beyan yapan tarafından imzalanması zorunluluğu getirilmiştir.
Anayasa’nın 36, 1086 sayılı HUMK’nın 73 ve 6100 sayılı HMK’nın 27. maddelerinde taraflar dinlenmeden iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden yani hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek şekilde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalıya yapılan tebligatların usulüne uygun yapılıp yapılmadığının araştırılması, usulüne uygun yapılmadığı sonucuna varılması halinde, taraf teşkilinin sağlanması, taraf kanıtlarının toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden taraflara iadesine, 04.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.