YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10576
KARAR NO : 2013/9818
KARAR TARİHİ : 13.05.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.10.2011 tarih ve 2008/447-2011/490 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilleri hakkında 15.06.2008 tanzim, 31.10.2008 vade tarihli, 9.100,00 TL’lik bonoya istinaden icra takibi yaptığını, müvekkili …’in davalı kooperatiften süt nakliye işi aldığını, bu işi alırken davalının davacı …’ten kefilli olmak kaydıyla teminat senedi talep ettiğini, bunun üzerine davaya konu senedin davalıya verildiğini, senedin teminat senedi olduğunu, müvekkili …’in 14.11.2008 tarihinde iş akdinin fesholduğunu, müvekkilinin iş akdinin feshedilmesi üzerine davalıyı Kamu İhale Yasası’na aykırı işlemleri nedeniyle şikayet edeceğini bildirmesi üzerine müvekkilini baskı altında tutmak için davalının senedi icraya koyduğunu , müvekkillerinin davalı kooperatiften borç almalarının söz konusu olmadığını ileri sürerek, müvekkillerinin davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve 22.04.2010 tarihli dilekçesi ile ek olarak davalının % 40 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı … ile davalı kooperatif arasında iddia edildiği gibi iş akdi kurulmadığını, davalı kooperatifin 4734 sayılı Kanuna tabi olmadığını, davacı …’in süt toplama işini kendisinin bıraktığını, müvekkili kooperatiften almış olduğu paralara karşılık olarak tediye makbuzlarının düzenlendiğini, davacının icra takibine konu senet miktarı kadar borçlu olduğunu bilmesine rağmen kötü niyetli olarak davayı açtığını, takibin dayanağı olan senedin kambiyo senedi olduğunu ve savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı kooperatifin birinci sınıf tacir olup bilanço usulüne tabi olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ancak taraflar arasındaki ticari (taşıma) ilişkisinin 02.07.2007 tarihinde ve cari hesap esasına göre işleyen şekilde başladığı ve 14.11.2008 tarihinde fiilen sona erdiği, takibe konu 16.06.2008 tanzim, 31.10.2008 vade tarihli 9.100,00 TL bedelli bononun davalıya ait resmi defterlerde kaydının olmadığını, davalının her türlü senedin alacak kaydının defterinde bulunmasının bilanço usulüne göre
zorunlu olduğu, taraflar arasında 02.07.2007-14.11.2008 tarihleri arasındaki dönemde taşıma ilişkisi nedeniyle davacı …’in davalıya borcunun olmadığı gibi, cari hesabın davacı lehine 1.819,64 TL alacak gösterdiği, bu suretle senedin deftere kayıtlı olmadığı, diğer davacılar … ve …’in davalı kooperatif ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, defter kayıtlarına göre cari hesabın davacı lehine fazlalık gösterdiği, bononun teminat gayesi ile verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıların 15.06.2008 tanzim, 31.10.2008 vade tarihli, 9.100,00 TL’lik bonoya istinaden yapılan … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/4261 Esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kambiyo senedine ilişkin borcun bulunmadığının tespitine ilişkindir. Yukarıda yazılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı taraf bonunun taraflar arasındaki nakliye sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise bu iddianın doğru olmadığını, bononun anılan ilişki nedeniyle alınmadığını ve bono nedeniyle alacaklı olduğunu savunmuştur. Davalı taraf, davacının iddiasının aksine bononun iddia edilen ilişkinin teminatı olarak verildiğini kabul etmediğine göre, davacı taraf bononun anılan ilişki nedeniyle verildiğini ve teminat fonksiyonunun sona erdiğini geçerli delillerle kanıtlamak durumundadır. Elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını havi emre muharrer bir senet bulunan davalı-alacaklının, ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi, bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Öte yandan, mahkeme kabulünün aksine davaya konu bononun geçerliliğinin davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olması gibi bir zorunluluk da mevcut değildir. Davacı taraf, dava konusu bononun iddia edildiği şekilde teminat olarak verildiğini geçerli başka yazılı delillerle ispatlayamadığına göre, mahkemece davacı tarafın delil listesinde yemin deliline dayandığı hususu nazara alınıp davacıya yemin hakkı hatırlatılarak, neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yerinde bulunmayan yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.