YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/106
KARAR NO : 2013/1113
KARAR TARİHİ : 21.01.2013
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/05/2011 tarih ve 2009/270-2011/183 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, “…” ibaresinin güzellik hizmetleri için müvekkili adına tescil olunduğunu, davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz edecek nitelikte işyerinde “…” unvanı altında faaliyette bulunduğunu, bu ibareyi internet alan adı olarak ve her türlü tanıtıcı materyalde kullandığını, uyarılara ve tebliğ edilen ihtarnameye rağmen davalının kullanımını sürdürdüğünü, müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek, davalının marka hakkına tecavüz eden fiilleri nedeniyle 5.000 TL manevi ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL maddi tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ibarenin davacı tarafından marka olarak kullanıldığından haberdar olmadıklarını, uyarılmaları üzerine işyeri adını ” …” olarak değiştirdiklerini, bu ibarenin marka olarak tescili için de başvurduklarını, ikinci kullanımlarının davacı şirketin bilgisi dahilinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, “…” unsurlu marka güzellik hizmetleri yönünden davacı adına tescilli iken, davalının ” …” ibaresini marka olarak güzellik hizmetlerinde kullanımının marka ihlali ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalı 16.10.2007 tarihinde faaliyetine başlamış ise de, davacı tarafça gönderilen ve 02.06.2009 tarihinde tebliğ olunan ihtarnamede davalı tarafa 7 günlük atıfet süresinin tanındığı, bu sürenin 09.06.2009’da dolduğu, ancak bu tarihten sonraki eylemler için tazminat talep edilebileceği, davacı tarafın rızasının 09.06.2009 tarihinde sona erdiği, davalının 02.07.2009 tarihi itibariyle tüm broşürlerinden ve işyeri tabelasından “…” ibaresini çıkararak “…” ibaresini marka olarak kullanmaya başladığı, bilirkişi raporunda yıllık lisans bedelinin 2.000 TL olabileceği belirtildiğinden 09.06.2009-02.07.2009 tarihleri arası 23. günlük süreye tekabül eden lisans bedeline hükmetmek gerekeceği, ” …” ibaresi bilahare davalı adına tescil olunduğundan hükmün ilanına gerek görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının “…” ibaresini işyeri tabelası ve evraklarında tanıtıcı işaret olarak kullanmasının davacı şirketin markasının ihlali mahiyetinde olduğunun tespitine, 126,02 TL maddi tazminat ile 500 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak, davalı tarafa 02.06.2009 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile tanınan 7 günlük süre içerisinde ihtarname gereği yerine getirilmediği gibi, aynı ihtarnamede fazlaya dair hakların da saklı tutulduğu belirtildiğine göre, söz konusu ihtarname ile davalıya atıfet mehli tanındığından ve bu suretle de önceki tarihlerde gerçekleşen tecavüz eylemlerine yönelik taleplerden vazgeçildiğinden sözedilemeyeceği halde, kararda yazılı gerekçelerle davacının maddi tazminat talebinin 09.06.2009 – 02.07.2009 tarihleriyle sınırlı olarak kısmen kabulü doğru olmadığı gibi manevi tazminatın takdirinde de aynı sürenin dikkate alınması isabetli görülmediğinden kararın bu itibarla maddi ve manevi tazminata yönelik olarak davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.