YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10867
KARAR NO : 2014/2362
KARAR TARİHİ : 11.02.2014
MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/05/2012 tarih ve 2012/89-2013/163 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/02/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … … … ile davalı vekili Av. … .. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı sigorta şirketinin 17.02.2004 tarihinden itibaren acentesi iken 03.04.2009 tarihinde tarafların bir araya gelerek yapılacak üretime göre ek prim ödenmesine ilişkin protokol yaptıklarını, buna göre müvekkilinin yıllık 5.000,000,00 TL üretim yapması halinde komisyon oranının %28 olacağının kararlaştırıldığını, ayrıca prim tahsilatlarının %50’den fazlasının kredi kartı ile tahsil edilmesi halinde %1 oranında ek pim ödeneğinin kararlaştırıldığını, protokol hükümlerinin müvekkili aleyhine olduğunu, ancak buna rağmen müvekkilinin protokol şartlarını yerine getirdiği halde davalı tarafından müvekkilinin ek primlerinin ödenmediğini, prim alacağının ödenmesi ve protokol hükümlerinin eski hale getirilmesi, aksi halde acentelik sözleşmesinin feshedileceğine ilişkin davalıya ihtar gönderildiğini, davalının prim borcunu ödemediği gibi sözleşmenin feshini kabul ettiğini, davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğunu ileri sürerek, %1 ek prim uygulaması gereği şimdilik 3.000,00 TL’nin, yoksun kalınan komisyon kazancı nedeniyle şimdilik 3.000,00 TL, portföy kaybı nedeniyle uğranılan zarar yönünden şimdilik 3.000,00 TL’nin ve denkleştirme tazminatı olarak şimdilik 1.000,00 TL’nin ve 50.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazı ile birlikte, protokol hükümlerine göre davalının kredi kartı ile yaptığı tahsilatın toplam tahsilatın %48 oranında olduğunu, bu nedenle ek prime hak kazanamadığını, buna dayalı olarak sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının acentesi olan davacı ile davalı arasında yapılan 03.04.2009 tarihli protokole göre davacının kredi kartı ile yaptığı tahsilatların %50’nin üzerinde olduğu, buna göre %1 oranında prime hak kazandığı, ancak davalı tarafından ihtara rağmen ek prim borcunun ödenmediği, bu itibarla davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre davacının portföy kaybı bakımından 209.516,18 TL zararının olduğu, yoksun kalınan kazanç kaybı olarak 60.389,44 TL zararının olduğu, denkleştirme tazminatı olarak da 83.671,77 TL tazminata hak kazandığı gerekçesiyle, taleple bağlı kalınarak %1’lik ek prim gereğince
3.000,00 TL, yoksun kalınan kazanç kaybı nedeniyle 3.000,00 TL; portföy kaybı nedeniyle 3.000,00 TL; ve denkleştirme tazminatı olarak da 3.000,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının davalı sigorta şirketinin acentesi olduğu ve acentelik sözleşmesi devam ederken 03.04.2009 tarihli protokol ile ek komisyon ödemesinin hangi şartlarda yapılacağının kararlaştırıldığı noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının anılan tarihli protokole göre ek komisyon alacağı olup olmadığı, dolayısı ile acentelik sözleşmesinin feshinin haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 03.04.2009 tarihli protokolde; davacı acentenin 2009 yılında yapacağı trafik sigortalarında, yıllık minimum 5.000.000,00 TL üretime karşılık aylık %17+8 ve yıl sonunda da ilave %3 komisyonun acenteye verileceği, bununla birlikte toplam prim tahsilatının %50’nin üzerinde kredi kartı ile yapılması halinde ilave olarak %1 ek komisyonun davacı acenteye verileceği kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık da burada toplanmaktadır. Davacı taraf, kredi kartı ile prim tahsilatının %52 olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise %48 olduğunu savunmuştur.
Davacı taraf, kredi kartı ile prim tahsilatının %52 olduğunu, bu nedenle %1 ek komisyonun 7 gün içinde ödenmesini, aksi halde acentelik sözleşmesinin feshedileceğini davalıya ihtar etmiş, davalı ise kredi kartı ile prim tahsilatın %48 olduğunu, bu nedenle %1 ek prim hakkının doğmadığını, davacı acentenin fesih beyanının kabul edildiğini yazılı olarak davacıya bildirmiştir.
Mahkemece, her iki tarafın defter ve kayıtları üzerinde ayrı ayrı bilirkişi incelemesi yaptırılarak hüküm sonucuna gidilmiş ise de, taraflar arasında düzenlenen 17.02.2004 tarihli acentelik sözleşmesinin 15. maddesiyle taraflar arasında çıkabilecek uyuşmazlıklarda, davalı sigorta şirketinin defter ve kayıtlarının ispat belgesi olacağı yolunda bir delil anlaşması yapılmıştır. Bununla birlikte her ne kadar davalı sigorta şirketine ait defter ve kayıtların uyuşmazlığın çözümünde esas alınacağı asıl ise de, davacı acente de bu kayıtların aksini kendi kayıtları dışında somut başka deliller ile ispat edebilir. Somut olayda, davacı acente, davalı sigorta şirketinin defter ve kayıtlarının doğru olmadığına ilişkin kendi defter ve kayıtları dışında başkaca somut bir delil sunmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunda da kredi kartı ile yapılan tahsilatların doğrudan davalı sigorta şirketi hesabına geçmesi nedeniyle davacı acente kayıtlarında görünmediği de belirtilmiştir.
Bu durumda, davalı sigorta şirketi defter ve kayıtlarında 2009 yılında kredi kartı ile yapılan prim tahsilâtının toplam prim tahsilatına oranının %48,68 olduğunun bilirkişi tarafından belirlenmesi karşısında, davacının %1 ek komisyona hak kazanmadığı, dolayısı ile davacı tarafından acentelik sözleşmesinin feshinin haksız olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda acentelik sözleşmesinin davacı tarafından haksız olarak feshedilmiş olduğunun kabulü ile sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Kabule göre de, davacı tarafça denkleştirme tazminatı olarak 1.000,00 TL’nin tahsili talep edilmiş olduğu halde mahkemece talep aşılarak 3.000,00 TL’ye hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz isteminin 1086 sayılı HUMK’nın 432/4. maddesi uyarınca süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 4 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK 432/4. madde uyarınca REDDİNE, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, alınmadığı anlaşılan 103.50 TL temyiz başvuru harcı ile 25,20 TL temyiz ilam harcının davacıdan alınmasına, 11/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.