Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/10881 E. 2014/3234 K. 21.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10881
KARAR NO : 2014/3234
KARAR TARİHİ : 21.02.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/04/2012
NUMARASI : 2005/250-2012/99

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/04/2012 tarih ve 2005/250-2012/99 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/02/2014 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Av. N.. Y.. ile davalı-karşı davacı vekili Av. T.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 07.09.2001 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkilinin yurt dışından aldığı tekstil siparişlerini Türkiye’de veya Orta Asya ülkelerinde uygun bulduğu fabrikalara yerleştiren, akabinde bu siparişin istenilen kalitede uygun olarak zamanında ihraç edilmesi için kontrol işlerini yapan temsilci bir şirket olduğunu, müvekkilinin davalı ile yaptığı sözleşme ile web üzerinden iş takibini ve haberleşmeyi sağlayacağını, sözleşme uyarınca işe 13.08.2001 tarihinde başlanacağını ve 12 hafta içinde projenin bitirilip hizmete sokulacağını, ancak projenin bu zamana kadar tam ve eksiksiz olarak teslim edilmediğini, defalarca iki şirket arasında yazışmaların yapıldığını fakat istenilen nitelikte bir yazılımın gerçekleşmediğini, yazışmalar sırasında müvekkili şirketin gelip her çalıştıklarında ayrıca bir hizmet faturası düzenleyerek müvekkiline gönderdiklerini, davalı şirketin 20.10.2004 tarihli ve … yevmiye nolu ihtarname ile faturalar toplamı 41.402,01 TL talep ettiğini bunun üzerine cevabı ihtarname gönderilerek işin halen tamamlanmadığı uyarısının yapıldığını ileri sürerek, taraflar arasında imzalanan 07.09.2001 tarihli sözleşmenin feshine, sözleşme dahilinde ödenen 52.624 USD’nin 12.10.2001 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, 1.000.000.000,00 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile 07.09.2001 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşme kapsamındaki bir kısım malların davacının finansal kiralama yolu ile edineceğini bildirmesi üzerine söz konusu malların 2 adet fatura ile D. Finansal Kiralama A.Ş. unvanlı şirkete fatura edildiğini, davada geri ödenmesi talep edilen 52.624 USD’nin davacı tarafından Finansal Kiralama şirketine ödendiğini, daha sonra sözleşme kapsamındaki diğer mallar için müvekkili şirket tarafından 3 adet fatura kesilerek davacı şirkete teslim edildiğini, davacının fazladan aldığı hizmet ve danışmanlık için de 2 adet hizmet faturası düzenlendiğini, sözleşme konusu malların tamamının teslim edildiğini ve işin tamamlanmış olmasına rağmen davacının sürekli problem çıkararak bakiye borcunu ödemediğini bildirerek davanın reddini savunmuş, karşılık davasında ise müvekkili şirketin davacı şirketten alacaklarının tahsili için İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nün 2005/1122 E.sayılı dosyası ile takip yapıldığını takibin davacının itirazı ile durduğunu ileri sürerek, davacının itirazının iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 14.11.2005 tarihli bilirkişi raporunun 4. sayfasında da belirtildiği gibi tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davacının dava dışı leasing firması aracılığı ile yapmış olduğu 52.604 USD tutarlı ödeme konusunda ve ayrıca davalının düzenlemiş olduğu ve takibe konu toplam 41.402,01 TL’lik fatura bedelleri açısından gerek taraf beyanları ve gerekse taraf kayıtlarında bir uyumsuzluk mevcut olmayıp tarafların ödemede ve faturalarda mutabık olduğu, davacı-karşı davalının sözleşmeden dönmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı-karşı davalı sözleşmeden dönerek, sözleşme sebebiyle ödemiş olduğu miktarların gerek sebepsiz zenginleşme, gerekse öğretideki modern görüş uyarınca sözleşmenin tasfiyesi uyarınca talep edebileceği gerekçesiyle, davacı–karşı davalı temlik alan Metin Yılmaz’ın davasının kabulü ile taraflar arasındaki 7.9.2001 tarihli sözleşmenin feshine, 52.624 USD’nin dava tarihi olan 23.02.2005 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının l yıl vadeli en yüksek USD’ye uygulanan Merkez Bankası’nın ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden BK’nın 83. maddesi uyarınca TL olarak davalı-karşı davacıdan tahsiline, davacı karşı davalının temlik alanın davalı-karşı davacıya 41.402,01 TL borçlu olmadığının tesbitine, sözleşmenin feshi sebebi ile davacı-karşı davalı temlik alanın menfi zararı olan toplam 34.537,50 TL’nin, 1.000,00 TL’sinin dava tarihi olan 23.02.2005 tarihinden itibaren, bakiye 33.537,50 TL’nin ise ıslah tarihi olan 20.03.2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 2/2 maddesi uyarınca ticari faiz ile birlikte davalı-karşı davacıdan alınıp davacı-karşı davalı temlik alana ödenmesine, davalı karşı davacının karşılık davasının reddine ve davalı-karşı davacı vekili kötü niyet tazminatı talep etmiş ise de talep yargılamayı gerektirdiğinden ve likit alacak olmaması sebebi ile kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında mevcut, yazılım, donanım ve danışmanlık sözleşmesi edimlerinin davalı yüklenen tarafından yerine getirilmediği iddiasına dayalı, feshin tespiti, ödenen bedelin iadesi ve menfi tespit istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 07.09.2001 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme ile tekstil siparişleri yönünden, web üzerinden iş takibi ve haberleşme sağlanmasının amaçlandığını ancak projenin bu zamana kadar tam ve eksiksiz olarak teslim edilmediğini ileri sürerek, taraflar arasında imzalanan 07.09.2001 tarihli sözleşmenin feshine, sözleşme dahilinde ödenen 52.624 USD’nin ve 1.000.000.000,00 TL maddi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içinde mevcut bilirkişi raporları incelenip değerlendirildiğinde, davaya konu olan programın esasen yazılım ağırlıklı olmasına karşın, söz konusu programın çalışmasını teminen çok sayıda donanım cihazına da yer verildiği ayrıca davalı tarafından davacıya danışmanlık yapılmasının da amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda 14.11.2005 tarihli raporda, bilirkişiler tarafından davacı işyerinde yapılan incelemede söz konusu programın davacı bilgisayarında yer aldığı ancak çalıştırılamadığı, ayrıca dosya içinde örneği mevcut sevk irsaliyeleri kapsamında bir kısım donanım cihazının davacıya teslim edildiği anlaşılmakla, bu hali ile davalı tarafından davacıya yapılmış olan bir teslimin varlığının kabulü gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece, davalının sözleşmeye konu edimini davacıya teslim ettiği ancak sözleşme konusu programın çalışmadığı göz önüne alındığında, ifanın ayıplı olduğu göz önüne alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.