Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/11067 E. 2013/9356 K. 08.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11067
KARAR NO : 2013/9356
KARAR TARİHİ : 08.05.2013

MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15.02.2012 tarih ve 2011/182-2012/23 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 17.220,00 TL’nin altında bulunduğundan HUMK’nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, davalı şirketin limitsiz sağlık sigorta poliçesi ile teminat verdiği tedavi giderlerini ödemediğini ve müvekkilinin başvuru belgesinde yalan beyanda bulunduğu gerekçesiyle bu poliçeyi iptal ettiğini, altı yıl boyunca primlerin kabul edilmiş olması ve teklifnamedeki sorulara verilen yanıtların kasta dayalı olmadığını ileri sürerek, 28.300 TL tedavi giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacının altı yıl boyunca her yıl düzenlenen poliçelerde verilen teklifnamelerde, devam eden hastalığı ile ilgili herhangi bir beyanda bulunmadığını, bu nedenle poliçenin iptal edildiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, Dairemizin 26/02/2009 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda alınan uzman bilirkişi kurulu raporu uyarınca, davacı ile davalı arasında yapılmış olan sigorta sözleşmesinin 8. maddesi uyarınca, davacının yeniden risk değerlendirmesi yapılmaksızın teminat verilmesi garantisini kazandığı, davalı sigorta şirketinin bu şartlarla sigorta sözleşmesi yapmasının gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 12.806,21 TL’nin 28/08/2002 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, bundan sonra düzenlenecek poliçeler açısından taraflar arasında ortaya çıkan muarazanın “sözleşmenin 8. maddesi gereğince davacının yeniden risk değerlendirmesi yapılmaksızın teminat verilmesi garantisini kazandığı, davacı tarafından talep edilmesi halinde davalı sigorta şirketinin bu şartlarla sigorta sözleşmesi yapması gerektiği şeklinde giderilmesine” karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, bu temyiz dilekçesi hakime havale ettirilmiş ise de, temyiz defterine kaydettirilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre harca tabi ise temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin hakime havale ettirilmesi ile yetinilmiştir. Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 esas, 1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK`nın 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt bulunmadığından, bu İBK’nın uygulanması gerekmemektedir.
Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 103,50 TL temyiz başvuru harcı ile 24,30 TL temyiz ilam harcının davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 684,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.