Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/11331 E. 2014/3223 K. 21.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11331
KARAR NO : 2014/3223
KARAR TARİHİ : 21.02.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/02/2012
NUMARASI : 2006/640-2012/6

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.02.2012 tarih ve 2006/640 – 2012/6 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı, davalı – karşı davacı D. A.Ş. ve davalı karşı davacı C.. Ö.. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.02.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı – karşı davalı vekili Av. N. B., davalı – karşı davacı C.. Ö.. vekili Av. V. A., davalı – karşı davacı D.. A.. vekili Av. Y. Z. B. ve davalı – karşı davacı H.. K.. vekili Av. T. T. T. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin … isimli eseri bulunduğunu, 06.09.1999 tarihinde noterde adına tescil ettirdiğini, davalıların ise aynı tema ve karakterlerle birlikte … isimli dizide eseri izinsiz olarak kullandıklarını ileri sürerek, 10.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı C.. Ö.. vekili, müvekkilinin … isimli eseri S. Y. ile birlikte oluşturduğunu, davacının işbu davası ile esere ilişkin sahiplik durumlarını kamuoyu nezdinde tartışılır hale getirdiğini, bu durumun manevi haklarının ihlaline neden olduğunu ileri sürerek, … isimli eserin müvekkiline ait olduğunun tespitini, 100.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, asıl davanın ise reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekilleri, eserin benzer olmadığını, intihalin söz konusu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bilirkişi raporlarında eserler arasında benzerlik bulunmadığının tespit edildiği, ancak eserler arasındaki benzerliğin intihale yol açıp açmayacağının bilirkişi incelemesi sonucu anlaşılabilmesi nedeniyle davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, davalı tarafın bu eserden esinlendiği anlaşıldığından hakkaniyet gereği asıl davada davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmediği, karşı davada ise FSEK 10. maddesi uyarınca birden fazla kişinin vücuda getirdiği eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa eserin sahibi onu meydana getirenlerin birliği olup, TMK’nin iştirak halinde mülkiyet hükümleri uyarınca eseri birlikte meydana getirenlerin birlikte dava açma zorunluluğu olduğu, davacının tek başına eser sahipliği davası açamayacağı, davacı-karşı davalının haklarını aramak için yasal yollara başvurmasının manevi tazminatı gerektirmediği gerekçesiyle, asıl ve karşı davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı, davalı D. AŞ. ve davalı-karşı davacı C.. Ö.. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; davalı-karşı davacı C.. Ö.. vekili, … isimli öyküyü dava dışı S. Y. ile birlikte yaptıklarını ileri sürerek, eserin müvekkiline ait olduğunun tespiti isteminde bulunmuş, mahkemece FSEK 10. ve TMK’nın iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereğince eseri meydana getirenlerin birlikte dava açma zorunluluğu bulunduğu, davacının tek başına eser sahipliğinin tespiti davası açamayacağı gerekçesiyle, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, FSEK 10. maddesi “ Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi, onu vücuda getirenlerin birliğidir. Birliğe adi şirket hakkındaki hükümler uygulanır. Birden fazla kimsenin iştiraki ile vücuda getirilen eser, ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde birlikte eser üzerindeki haklar eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılır. ” hükmünü haiz olup, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere somut olayda iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin uygulanacağı durumlarda TMK’nın 702. maddesi uyarınca davanın eser sahipleri tarafından birlikte açılması, eğer dava iştirak halinde maliklerden biri tarafından açılmışsa diğer ortağın açılan davaya muvafakatının sağlanması suretiyle görülebileceğinden, mahkemece … isimli eseri meydana getirdiği iddia edilen dava dışı Soner Yalçın’ın açılan işbu davaya muvafakatının sağlanması için davacıya süre verilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2- Öte yandan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davanın reddi durumunda davada kendisini vekille temsil eden davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmekte olup, mahkemece aksi yöndeki yanılgılı değerlendirmelerle davalılara vekalet ücreti verilmemesi de doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı C.. Ö.. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı D. Haber Görsel Yay. AŞ. ve davalı karşı davacı C.. Ö.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı karşı davacılar C.. Ö.. ve D. Haber A.Ş.’ne verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı karşı davalıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalı – karşı davacı D.. A.. ve C.. Ö..’e iadesine, 21.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.