YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11569
KARAR NO : 2013/10263
KARAR TARİHİ : 17.05.2013
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ANADOLU FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Anadolu Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk (Kartal Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 22.03.2012 tarih ve 2010/176-2012/75 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin,1993 yılından bu yana taşımacılık alanında faaliyet gösteren ve faaliyet alanında tanınmış bir tüzel kişilik olduğunu, “GÜRSOY LOJİSTİK” ibaresinin marka olarak tescili için yapılan başvurunun, davalının “GÜRSOY NAKLİYAT EVDEN EVE NAKLİYAT” ibareli markası mesnet gösterilerek reddedildiğini, müvekkilinin bu ibare açısından üstün ve öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu, yine davalı markasının müvekkilinin ticaret unvanına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ev taşımacılığı alanında faaliyette bulunduğuna dair iddia ve ispatının olmadığını, bu nedenle önceye dayalı kullanım iddiasının da kanıtlanamadığını, davacının sırf ticaret unvanında “Gürsoy” ibaresinin bulunmasının davacıya haklılık payı vermeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı asil, evden eve nakliye işi ile bireysel olarak uğraştığını, henüz şirketleşmediğini, davacı şirketin varlığından dava dolayısıyla haberdar olduğunu, “Gürsoy” ek takısını marka olarak tescil ettirmesinin açık bir nedeni olmadığını, hoşuna gittiği için tescil ettirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın 556 sayılı KHK’nın 8. maddesi atfıyla 42. maddesi kapsamındaki hükümsüzlük istemi olduğu, davacının “Gürsoy” ibaresini taşımacılık alanında kullanım önceliğinin 1993 yılına dayandığı, öncelikli hak sahipliğine dayalı açılmış hükümsüzlük isteminin yerinde olduğu, davalının bu markayı tescil ettirmekte haklı sebebinin olmadığını bildirdiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.Davacı şirket’in , “GÜRSOY LOJİSTİK NAKLİYAT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.” ibareli tescilli ticaret unvanı ile “Yurtiçi ve yurtdışı karayolu,demiryolu ve havayolu ile uluslararası yolcu ve eşya nakli yapmaya ve taşımacılıkla ilgili olarak ticari araçları almak,satmak ve bu araçları çalıştırmak,kiralamak ve kiraya vermek….” ve benzeri alanlarda faaliyeti bulunmakta olup, davalı markasının ise “GÜRSOY NAKLİYAT EVDEN EVE NAKLİYAT” ibaresi ile 39. sınıf mal ve hizmetlerde 07/05/2008 tarihinde tescil edildiği hususlarında anlaşmazlık bulunmamaktadır. Davacı vekili, davacının ticaret unvanının ayırt edici unsuru olan “GÜRSOY” ibaresini içeren ve 556 sayılı KHK hükümlerine aykırı olarak tescil edilen davalı markasının, davacı şirketin bir sınai mülkiyet hakkı türü olan üstün ve önceye dayalı hak sahibi olduğu tescilli ticaret unvanına tecavüz oluşturduğu iddiasıyla markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece, davacının “GÜRSOY” ibaresini 1993 senesinden beri ticaret unvanı olarak kullanmakla bu ibare üzerinde öncelikli hak sahibi olduğu, bu durumun davacı açısından 556 sayılı KHK’nin 8. maddesi anlamında “bir sınai mülkiyet hakkı” teşkil etmesi nedeniyle davacıya, davalı markasının hükümsüzlüğünü aynı KHK’nin 42. maddesi hükmüne göre ileri sürme hakkı vereceği gerekçesi ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de, 556 sayılı KHK’nin 42. maddesinde yer alan “Hükümsüzlük nedenleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, yalnız o mal veya hizmet ile ilgili olarak kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.” düzenlemesi gereğince davacının ticaret unvanına dayalı faaliyet konuları ile davalının tescilli markasının kapsadığı hizmetler açısından bir farklılık olup olmadığı,davalı markasının kapsadığı hizmetlerin hangileri açısından hükümsüzlük nedeni var olup, hangileri açısından hükümsüzlük nedeni olmadığı hususu değerlendirilmeksizin ve karar yerinde tartışma konusu yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalıı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.