YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11584
KARAR NO : 2013/10404
KARAR TARİHİ : 20.05.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.05.2012 tarih ve 2011/180-2012/107 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı şirket ile yaptığı dağıtım sözleşmesi sonrası dağıtımını yapmak üzere davalı tarafa kitap vermeye başladığını, herhangi bir kusurlu hareketi olmadığı halde ve kendisine bilgi vermeden davalı şirketin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, davalı tarafın sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi nedeniyle çok sayıda basılan kitapların elinde kaldığını ve zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 15.000 YTL maddi tazminatın sözleşmenn fesih tarihi olan 01.07.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 27.03.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 41.109, 57 TL’nin avans faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki dağıtım sözleşmesinde müvekkiline yüklenmiş olan edimlerin 5237 sayılı TCK’nun yürürlüğe giriş tarihi olan 01.06.2005 tarihine kadar basiret ve özenle yerine getirildiğini, ancak 5237 sayılı Yasa’nın müvekkilinin sözleşmede dağıtımını üslendiği söz konusu kitapların muhteviyatı hakkında önceki Yasa’ya nazaran, gerek muhteviyatın nitelemesi ve gerekse bu muhteviyata bağlı olarak hükmolunması tayin olunan para cezasının ağırlaştırıldığını, hapis cezası ve tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirine başvurulabilmesi gibi önemli değişiklikler getirildiğini, Ceza Yasası’ndaki değişiklik sebebiyle dağıtımından mütevellit olabilecek ve yasaya göre son derece ağırlaşan cezai sorumluluk hallerini müvekkilinin yükümlenmesinin objektif olarak beklenemeyeceği gibi, bu manada tarafların edimleri arasındaki dengenin de önemli ölçüde sarsıldığını, davacının iddia ettiği zararın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, benimsenen 09.03.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile asıl davada 15.000 TL’nin dava tarihinden itibaren, ıslahla açılan davada 26.109,57 TL’nin ise ıslah tarihi olan 27.03.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında düzenlenen dağıtım sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeni ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Davalı, sözleşmenin tanzim edildiği 19.08.2002 tarihinden 5237 s. Türk Ceza Kanunu’nun yürürlük tarihine kadar sözleşmeyi ifa ettiğini, fakat 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 s. TCK’nın müstehcen yayınlar nedeni ile dağıtıcı firmalara da ağır yükümlülükler gerektirdiği gerekçesi ile sözleşmeyi feshettiğini ve fesihte haklı olduğunu savunmuştur. Mahkemece verilen ilk karar Dairemizce inceleme eksikliği nedeni ile bozulmuş ve bozma ilamında gösterildiği üzere 765 s. TCK’nın 426. maddesi, yürürlüğe giren 5237 s. TCK’nın 226. maddesi ve 1117 s. Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu’nun dağıtıma ilişkin hükümlerinin incelenmesi, Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişikliğin davalı şirket aleyhine sonuç doğurup doğurmadığı, davalı aleyhine yeni hükümler getirilmiş ise bu hususun sözleşmenin feshine haklı neden teşkil edip etmeyeceği hususlarının değerlendirilmesi ve gerekirse bu konuda denetime elverişli bilirkişi raporu alınması gerektiği belirtildiği halde, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda ceza davası açma süresinin dolması nedeni ile davalı hakkında dava açılamayacağı ve bu nedenle de davalının müstehcenlik iddiasının geçerli olmayacağı gerekçesi ile davalının feshinin haksız olduğu sonucuna varılması doğru olmamıştır. Bu durumda, mahkemece, 17.09.2009 tarihli bozma ilamında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı incelenerek oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre tarafların tazminatın miktarına ve faize ilişkin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı, yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerden taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.