Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/11676 E. 2013/10593 K. 22.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11676
KARAR NO : 2013/10593
KARAR TARİHİ : 22.05.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.03.2012 tarih ve 2009/142-2012/159 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı Atasay Tavukçuluk Ltd. Şti.’nin ortaklarından olduklarını, davalı ile şirketin diğer ortaklarının şirketin tasfiyesi konusunda sözleşme yaptıklarını ve sözleşme uyarınca müvekkilinin alacağı olan 15.000 TL’nin davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını ileri sürerek, 15.000 TL’nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının sözleşmenin tarafı olmadığını, davacının alacaklı olduğunu yazılı delille kanıtlaması gerektiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yapılan tasfiye sözleşmesi gereğince davacının alacaklı olduğu tutarın davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacının alacağının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davalı vekilinin zamanaşımı def’inin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 15.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limitet şirket tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı şirketten alacaklı olduğunu, şirket ortaklarının şirketin tasfiyesi konusunda sözleşme yaptıklarını, yapılan bu sözleşme gereğince müvekkilinin şirketten alacağı olan 15.000 TL’nin davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını ileri sürerek dava açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Buna karşın dosya içerisine mevcut davacının tarafı olmadığı sözleşme örneği incelendiğinde, dava dışı limitet şirket ortaklarının şirketin tasfiyesi amacıyla aralarında anlaştıkları, bu kapsamda bir kısım borçların davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim, gerek sözleşme içeriği gerekse dosya kapsamı itibariyle, davalının davacıya borcu bulunduğuna ilişkin herhangi bir
kabul beyanı, borç ikrarı ya da borç ilişkisini gösterir bilgi ve belge mevcut olmayıp, sözleşme, mahiyeti itibariyle, şirket ortakları arasına yapılan tasfiye sözleşmesi niteliğindedir. Bu durumda, sözleşmenin tarafı olmayan davacı lehine yorum ve çıkarımlar yapılarak sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi davacının davaya konu sözleşmede şirketin borçlu olduğu kişi olup olmadığı ve davacının dava dışı şirketten ne sebeple alacaklı olduğu hususları da kanıtlanmış değildir. O halde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.