Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/12296 E. 2013/10260 K. 17.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12296
KARAR NO : 2013/10260
KARAR TARİHİ : 17.05.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.12.2011 tarih ve 2011/372-2011/685 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirket tarafından müvekkilinden para tahsil edildiğini, müvekkilinin bu nedenle davalı şirket aleyhine Stuttgart Eyalet Mahkemesi’ne dava açtığını, Almanya Mahkemesi’nin yargılama sonunda 31.975,32 Euro ana parayı 13/10/2009 tarihinden itibaren işleyecek %5 yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde karar verdiğini ve kararın 15/04/2011 tarihinde davalıya tebliğ edilerek 27/06/2011 tarihinde kesinleştiğini, bu nedenle Almanya Stuttgart Eyalet Mahkemesi’nin 10/09/2010 tarih 25 O 162/09 esas numaralı kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; toplanan delillere göre; davaya dayanak somut tenfize konu yabancı mahkeme kararı değerlendirildiğinde, kararın açıkça kamu düzenine aykırı olmadığı, tenfize konu yabancı mahkeme kararının aslı, tamamının onaylı tercümesinin sunulduğu, kararın mahkeme tarafından verildiği ve mahkeme hükmü taşıdığının anlışıldığı, kendisine karşı tenfiz istenen davalının mahkemeye usulünce çağrılmış, yine kararında usulünce davalıya tebliğ edilmiş olduğu, MÖHUK 54/1/ç bendine de aykırılık bulunmadığı, her ne kadar Almanya ile Türkiye arasında karşılıklı ikili anlaşma olmamakla beraber Türk Mahkemeleri kararları Almanya’da tenfizi mümkün olduğundan fiili uygulamanın mevcut olduğu, tüm bu nedenler ve daha önce benzer bir davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 2008/410 esas, 2008/429 karar sayılı ilamında Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2009/1111 esas, 2010/7106 karar sayılı ilamı ile onanması da göz önüne alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili; kararı temyiz etmiştir.
1- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’un 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen
hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda “Açılan davanın kabulü ile Almanya Stuttgart Yerel Mahkemesi’nin 10.09.2010 tarih 25 O 162/09 sayılı kararın tenfizine” karar verilmiştir. Ancak, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, “Açılan davanın kabulü ile Almanya Bochum Yerel Mahkemesi’nin 26.11.2010 tarih I-4 O 106/10 sayılı kararın tenfizine” şeklinde hüküm kurulmuştur. Buna göre, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, tenfiz edilen yabancı mahkeme kararı yönünden kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bozma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.