YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13035
KARAR NO : 2014/4826
KARAR TARİHİ : 13.03.2014
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/05/2012
NUMARASI : 2009/570-2012/91
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/05/2012 tarih ve 2009/570-2012/91 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.02.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Ü.. A.. ile davalılar vekili Av. A..Y.. B..n dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimitarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %45, davalı A.. G..’in ise %55 oranında pay sahibi olduklarını, davalı A.. G..’in şirketin kuruluşundan beri, davalı G.. T..’nun ise yeni müdürü olduğunu, davalı A.. G..’in 10 yıllık müdürlük süresinin sona ermesinden sonra ortaklar kurulunu toplantıya çağırarak 18/06/2008 tarihli toplantıda usul ve yasaya aykırı kararlar alındığını ve şirketteki baş hemşire olan G.. T..’nun müvekkilinin muhalefetine rağmen her türlü işlemde temsil ve ilzama yetkili kılındığını, ayrıca 1.000,00 TL ek ücret verildiğini ve şirkette çalışan hekimlere verilecek ücretin tespiti konusunda 01/07/2009 tarihinden geçerli olmak üzere şirket müdürünün yetkili kılındığını ileri sürerek, TTK.’nın 382. maddesi gereği dava konusu kararın icrasının geri bırakılmasına ve şirketi temsille ilzama yetkili olmak üzere davacının, bu mümkün olmadığı takdirde seçilecek başka bir kişinin kayyum olarak atanmasına ve davalı şirket ortaklar kurulunun 18/06/2009 tarihli kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalılar A.. G.. ve G.. T..’nun işbu davada pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı, iptali istenen 18/06/2009 tarihli ortaklar kurulu toplantısının 2 no’lu gündem maddesi ile 2008 yılı hesapları ve bilançosu için önceki şirket müdürü A.. G.. aleyhine şirket tarafından dava açılması konusunda oy çokluğu ile verilen ret kararının, müdürün ibrası anlamına geldiği, 3 no’lu gündem maddesi ile şirket müdürü olarak başhemşire G.. T..’nun münferiden temsile yetkili kılınmasında TTK.’ya ve anasözleşmeye aykırı bir durumun bulunmadığı, 4 numaralı gündem maddesinde alınan kararla da yeni seçilen müdür için müdürlük sıfatından dolayı verilen ek ücretin fahiş olmadığı, 5 numaralı gündem maddesi ile alınmış olan karar ile de şirket müdürüne şirket çalışanlarının ücretlerini belirleme yetkisi verilmesinin yasaya aykırı olmadığı gibi şirket müdürünün sahip olduğu yetkileri şirket menfaatine uygun kullanıp kullanmadığının her zaman denetlenebileceği, kendisine verilen yetkinin sınırsız olmadığı gerekçesiyle davalılar G.. T.. ve A.. G.. hakkındaki davanın pasif husumet ehliyetleri bulunmadığından reddine, 18/06/2009 tarihli ortaklar kurulu kararının iptaline ilişkin talebinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışından kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, 18.06.2009 tarihli ortaklar kurulu toplantısında 2 numaralı gündem maddesinde, davalı şirketin önceki müdürü olan diğer davalı A.. G.. hakkında sorumluluk davası açılması teklifinin reddine ilişkin kararın, şirket müdürünün ibrası anlamına geldiği, bu nedenle TTK.’nın 537/son maddesi uyarınca ibra kararı verilecek ortağın oy hakkının bulunmadığı, anılan kararın davalı A.. G..’in oylamaya katılmasıyla ve oy çokluğuyla alındığından yok hükmünde olduğu bildirilmiş, mahkemece kurulan hükmün gerekçe kısmında da aynı kararın ibra niteliğinde olduğu belirtildiği halde, bu kararın iptaline ilişkin talebin de reddine karar verilmiştir.
Öncelikle bir yönetici hakkında dava açılması talebinin reddine karar verilmesinin o yöneticinin ibrası anlamına geldiği hakkındaki mahkeme gerekçesinin doğru olmadığının belirtilmesi gereklidir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta alınan 2 numaralı karar için TTK.’nın 537/son maddesi uygulanamaz. Ancak yönetim kurulu üyeleri için TTK.’nın 374. maddesinde öngörülen oydan yoksunluk kuralının, sorumluluğa ilişkin davanın açılması hakkındaki kararın oylanması halinde de uygulanması gerekir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (08.05.2006 gün ve 2005/5156 E-2006/5293 K). Yine doktrinde de bu görüş kabul görmektedir. “Yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açılıp açılmaması oylanırken TTK. 374/1. maddesi uygulanmalıdır. Ancak gerekçe TTK. 374/1. fıkradan değil, 2. fıkradan çıkarılır. Şöyle ki yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamayacaklarına göre, ibra edilmemenin tamamlayıcısı niteliğinde olan ve ibraya oranla daha ağır bir durumu ifade eden sorumluluk davasının oylamasında da bu hakka sahip olamazlar (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, 11. Basım, s:589)”.
Somut uyuşmazlıkta da davalı Alpay hakkında sorumluluk davası açılması teklifi, Alpay’ın %55 oranında oy çokluğuyla reddedildiğine göre mahkemece, davalı şirketin 18.06.2009 tarihli ortaklar kurulu toplantısının 2 numaralı gündem maddesinde, davalı şirket eski müdürü olan diğer davalı A.. G.. hakkında sorumluluk davası açılması teklifinin reddine dair kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, bu konudaki talebin de reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde diğer taleplerinin yanında, davalı şirkete kayyım tayini talebi de bulunmaktadır. Mahkemece bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.
Bu itibarla mahkemece, davacının davalı şirkete kayyım tayini talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.