Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/13075 E. 2013/10885 K. 27.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13075
KARAR NO : 2013/10885
KARAR TARİHİ : 27.05.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/03/2012 tarih ve 2011/56-2012/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kurumdan yaşlılık aylığı almakta iken, 20.07.1995 tarihinde vefat eden …’ın 21.07.1995-17.06.2003 tarihleri arasındaki aylıkları toplamı olan 10.439,48 TL’nın, müteveffanın hesabından haksız olarak çekildiğini, davacı kurum ile davalı banka arasında akdedilen 24.09.1984 ve 15.12.2000 tarihli protokollere aykırı olarak …’a süresiz bankomat kartı verildiğini, bu nedenle sigortalının ölümünden sonra da davalı bankadan emekli aylığı, vergi iadesi ödemeleri gibi ödemelerin çekilmeye devam edilmesi sonucunda davacı kurumun uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, 10.439,48 TL’nın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında yapılan protokollerde bankomat kartları ve ATM cihazları ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmadığını, emeklilere kolaylık sağlamak amacı ile bankomat uygulamasının sürdürüldüğünü, sigortalının yaşayıp yaşamadığını tespit etme görevinin bankaya değil, davacı kuruma ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun sigortalının ölümünden sonra hak edilmediği halde çekilen emekli aylıkları nedeni ile zarara uğradığı, davacı kurum ile davalı banka arasında yapılan 1984 ve 2000 tarihli protokollerin B/6, B/7, B/9 ila 4.6 ve 4.7 maddeleri gereğince davalı bankanın emekli aylıklarını öderken kimlik tespiti yapması gerektiği, yine yılın belli aylarında sigortalıların yaşayıp yaşamadıklarının tespiti açısından muhtarlık ilmuhaberi ve yoklama belgesi alma gerekliliğinin davalı bankaya yüklendiği, bu nedenle bankanın sigortalının ölümünden sonra haksız yere yapılan ödemelerde sorumluluğunun bulunduğu, 10 yıllık zamanaşımı süresini aşan kısım için davacının talepte bulunamayacağı, 10 yıllık süreyi doldurmayan kısmın ise 7.912,62 TL olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde faiz talep edilmesine rağmen bu faizin başlangıç tarihinin belirtilmediği bu nedenle asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.912,62 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken ölen …’ın ölümünden sonra da hesabına yatan paraların çekilmiş olması nedeniyle uğranılan zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken 27.05.1995 tarihinde ölen ve ölüm tescili nüfus kaydına aynı tarihte yapılan …’ın ölümünden sonra da 17.06.2003 tarihine kadar hesabına yatırılan aylıkların çekildiği anlaşılmış olup, davacı haksız olarak çekilen miktarlardan dolayı akdedilen protokolle üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalı bankadan tazminini istemiştir.
Taraflar arasında davacı Kurum’dan gelir ve aylık almakta olanlara banka şubeleri tarafından yapılacak ödemelerle ilgili olarak 27.09.1984 ve 15.12.2000 tarihli protokoller akdedilmiştir. Mahkemece, davalı bankanın ödemelerle ilgili olarak anılan protokollerde belirtilen hususlara riayet etmediği, bu nedenle oluşan Kurum zararından dolayı davacıya karşı sorumlu olduğu sonucuna varılmış ise de sigortalı 27.05.1995 tarihinde ölmüş olup, buna ilişkin tescilin de nüfusa aynı tarihte yapılmış olmasına rağmen davacı Kurum tarafından 17.06.2003 tarihine kadar ölen sigortalının hesabına maaş gönderilmiş, sigortalının ölümüne ilişkin olarak davalı bankaya davacı tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Bu durumda mahkemece ölen sigortalının maaş hesabından haksız olarak ödemelerin yapıldığı davaya konu 21.07.1995-17.06.2003 tarihleri arasındaki dönemde davacı Kurum’un yaşlılık aylığı alanlara ilişkin olarak kendi mevzuatı ve çalışma sistemi gereği belli dönemlerde yoklama yapma, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi alma yönünde bir sorumluluğunun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği protokol hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı da göz önüne alınarak, somut olayda mahkemece, zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı kurumun müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti, var ise kusur oranlarının belirlenmesi ile buna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken davalının savunmasında bu hususu belirtmiş olmasına ve bilirkişi raporuna bu yönde yapmış olduğu itirazlara rağmen anılan hususlar üzerinde durulmayarak eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, davacı taraf harçtan muaf olduğundan dolayı, harç alınmasına mahal olmadığına, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.