YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13366
KARAR NO : 2013/11847
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/03/2012 tarih ve 2008/475-2012/121 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı banka şubesinin POS cihazı kullanma sözleşmesi imzaladıklarını ve cihazın kullanıma açıldığını, 04.08.2008 tarihinde yabancı uyruklu bir müşteri tarafından yapılan bir alış verişte 1.875,00 TL bedelli bir çekim yapıldığını ve çekimin bankaca onaylandığını, ardından 1.875,00 TL bedelli bir alış veriş daha yapıldığını ve bu çekimin de bankaca onaylandığını, müvekkili şirket yetkilisinin görevinin kredi kartını kullanan şahsın kimlik ve imza bilgilerini kontrol etmek olduğunu, bu edimini yerine getirdiğini, yapılan işlemlere davalı bankanın da onay verdiğini ancak akabinde söz konusu alış verişlere ilişkin çekim bedellerinin davalı bankaca müvekkiline ait hesaba aktarılmadığını, müvekkilinin bankaya müracaat ettiğini ancak her hangi bir cevap verilmediğini, müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek, 3.750,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşme gereğince davacının yaptığı alış verişlerde kredi kartı kullanıcının slip imzasını ve kimliğini kontrol etmesi gerektiğini, davacının bu edimini yerine getirmediğini, davaya konu olan alış-verişte kullanılan kredi kartının sahte olduğunu, bu durumun … 2.Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararı ile sabit olduğunu, sahte kart kullanımı nedeniyle müvekkili bankanın bu bedeli davacının hesabına aktarmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait POS cihazından yapılan 3.750 TL’lik alışveriş karşılığının dava tarihinden önce davacının hesabına blokeli olarak aktarıldığı, bloke sebebiyle davacının alacağını tahsil edemediği ancak dava tarihinden sonra 04.08.2010 tarihinde blokenin kalkarak alacağın davacıya 09.08.2010 tarihinde ödenmiş olduğu, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davaya konu alacağın yargılama sırasında davalı tarafından blokenin kaldırılarak ödenmesi nedeniyle dava açılmasına sebep olduğu gerekçesiyle davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmiştir. Ancak, davalı banka kullanılan kredi kartının sahte olduğu gerekçesiyle davacı hesabına bloke koymuş, daha sonra kredi kartını veren bankanın yasal süre içinde uzlaşma yazma hakkını kullanmadığı gerekçesiyle blokeyi kaldırarak bedeli ödemiştir. Bu durumda, davanın açıldığı sırada davacının haklı olup olmadığı ya da davalı bankanın bloke koymakta haklı olup olmadığının tespiti ile yargılama giderleri konusunda değerlendirme yapılması gerekmektedir. Mahkemece, yargılamaya devam edilerek kredi kartının işlem tarihinde sahte olup olmadığının ve blokenin davalı banka tarafından hangi gerekçeye dayalı olarak konulduğunun belirlenerek, dava açmakta haklılık ve haksızlık durumuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.