Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/14047 E. 2014/4879 K. 13.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14047
KARAR NO : 2014/4879
KARAR TARİHİ : 13.03.2014

MAHKEMESİ : AKSARAY 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/03/2012
NUMARASI : 2010/209-2012/124

Taraflar arasında görülen davada Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/03/2012 tarih ve 2010/209-2012/124 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.03.2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Bilir tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hisse senedi satın almak için taahhüt ettiği bedelin 20.000 DM’lık kısmını ödemesine rağmen müvekkiline hisse senetleri teslim edilmediği gibi yaptığı şifahi başvuruların da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, davalılar üzerinde kalan sözkonusu bedelin davalılardan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketlerden herhangi bir alacağının olmadığını, davacı tarafın alacağını dayandırdığı tahsilat makbuzu ile müvekkili şirketlerden A.. H.. A.Ş.’ye ait hisse senedini alarak ortak olduğunu, şirketin kendi hissesini almasının yasaya aykırı bulunduğunu, davacının açtığı alacak davasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının yatırdığı para karşılığı hisse senedi verilip, ortak kaydedildiği, bu nedenle şirkete yatırmış olduğu paranın sermaye olarak kabulünün gerektiği, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.10.2010 tarihli kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak ve bilirkişi raporu alınarak davacılardan Ş.. G.. ile dava dışı N.. G.. arasında hisse devir sözleşmesinin olduğu, davacılar vekiline dava dışı N.. G..e karşı dava açması için kesin süre verildiği halde davanın açılmadığı, şirket hisse senedi alan davacıların sebepsiz zenginleşmeye dayanarak davalıdan hak talep edemeyecekleri, ancak şirket payları oranında kar payı isteyebilecekleri dava konusunun ise sebepsiz zenginleşmeye dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, hisse senedi satın almak amacıyla ödenen paranın hisse senetlerinin teslim edilmemesi nedeniyle istirdadı istemine ilişkindir. Davacılar ödeme yaptıklarını ancak, kendilerine hisse senetlerinin teslim edilmediği gibi yatırdıkları paranın da iade edilmediğini ileri sürmektedirler. Davalı ise, davacıların alacağını dayandırdığı tahsilat makbuzu ile A.. H.. A.Ş.’ye ait hisse senedini alarak ortak olduklarını savunmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 14.10.2010 tarihli kararında yazılan gerekçelerle bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu davacılar vekiline dava dışı N.. G..’e karşı dava açması için kesin süre verildiği halde davanın açılmadığı, şirket hisse senedi alan davacıların sebepsiz zenginleşmeye dayanarak davalıdan hak talep edemeyecekleri, ancak şirket payları oranında kar payı isteyebilecekleri dava konusunun ise sebepsiz zenginleşmeye dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan yargılama hüküm kurmaya yeterli değildir. Zira, bozma kararında öncelikle davacıların pay devir aldığı N..G..’in davalı şirkette pay sahibi olup olmadığının şirket kayıtları ve pay defteri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tesbiti ile eğer pay sahibi ise bozma kararında belirtilen işlemlerin yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu itibarla mahkemece, öncelikle davalı şirketin kayıtları, pay defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve SPK denetim raporu kapsamı dikkate alınarak dava dışı N.. G.’in geçerli ortaklığı davalı tarafça kanıtlanmalı, eğer kanıtlanamaz ise davacıların muhatabının davalı şirket olduğunun dikkate alınması ve yine davacıların esasen N..G..in davalı şirket adına para toplayan kişi olduğu iddiası da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 13.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.