Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/14750 E. 2014/5411 K. 20.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14750
KARAR NO : 2014/5411
KARAR TARİHİ : 20.03.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/04/2012
NUMARASI : 2011/126-2012/208

Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.04.2012 tarih ve 2011/126-2012/208 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.03.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. M.. O.. G. ile davalı vekili Av. T.. B. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilen 17.01.2008 tarihli sigorta sözleşmesi uyarınca müvekkili kuruluşa ait boru hatları ve tesislerinin davalı tarafından Yangın All Risk ve Makine Kırılması Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, sigorta dönemi içerisinde müvekkiline ait doğal gaz nakli basınçlandırma istasyonu olarak kullanılan Eskişehir CS5 istasyonunda meydana gelen kompresör arızası neticesinde davalı sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açılarak ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, hasarın müvekkili tarafından onarılarak toplam 561.295,19 USD harcama yapılmış olduğunu, eksper tarafından yapılan incelemede de muafiyet hariç 536.295,00 USD tazminat tahakkuk ettirildiğini, buna rağmen davalı sigorta şirketinin poliçenin 5. maddesinde düzenlenen süreleri aştığını, 22.12.2009 tarihli yazıları ile hasarın ödenmesinin talep edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 536.295 USD’nin hasar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu sigorta poliçesinin mahiyeti ve büyüklüğü itibariyle riskin çok sayıda yurt dışı reasürör temini ile teminat altına alındığını, hasar dosyası açılmasının ardından reasürörlerce atanan hasar dispeçörleri tarafından yapılan inceleme sonucunda hasarın kullanıma bağlı tedrici bir korozyon sonucu oluştuğunun belirlendiğini, bu hususun sigorta teminatı dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre ekspertiz tarafından hasar giderimi için mütalaa edilen harcamaların ve yapılan işlemlerin hasar giderimi için yapılması gereken işlemler olduğu ve harcanan bedellerin de böyle bir arızanın giderimi için uygun olduğunun belirlendiği, hasarlı makinenin arızasının yurt dışında giderilmiş olması ve değiştirilen parçalarında yurt dışındaki üretici firmada kalması nedeniyle hasarlı parçalarının görülmesinin mümkün olmadığının davacının 15.06.2011 tarihli yazısı ile anlaşıldığı, ekspertiz raporunda hasar oluşumunun korozyondan kaynaklanmayıp, kanat kaplamalarının eksik yapılmış olmasından kaynaklandığı ve hasarın da kaplamanın az yapılmış olduğu bu bölgeden başladığı, dolayısıyla kaplama eksikliğinin de
hatalı imalat olarak yorumlanacağı görüşü belirtilmiş olup, gaz türbinlerinde yüksek güçlere ulaşılması için yanma odalarının çıkışında yüksek sıcaklıklara ulaşılması gerektiği, kanatların ana malzemesi olan alaşımlı çeliklerin de bu sıcaklıklara dayanabilmesi için yüksek sıcaklıklara dayanabilen seramik benzeri malzemeler ile kaplanması gerektiği, bu malzemenin yeterli kaplama miktarında olmaması nedeni ile kanatlarda hasarlar oluştuğu veya kanatların kaplama malzemesi olan seramiğin üretim sırasında gerekli ve yeterli şekilde kaplanmamasından ya da kullanılan seramiğin istenilen kalitede ve çalışma ortamına uygun özelliklerde olmaması nedeni ile hasarın oluştuğu, bunun imalat hatası olduğu ve davaya konu rizikonun oluşmasına neden olduğu, hasarın Makine Sigortası Teminat Kapsamını belirleyen 1. maddesi ve poliçe özel şartları uyarınca dava konusu poliçenin teminatı kapsamının içinde kaldığı, öte yandan, davacı tarafından davalıya gönderilen 21.12.2009 tarihli yazıda, sigortalı ünitedeki arızanın giderilmiş olduğu belirtilerek eksper raporu kapsamında ödemenin yapılmasının talep edildiği, her ne kadar bu yazının davalıya tebliğ tarihi belli değil ise de, davalı tarafından dosyaya sunulan hasar dosyasında bu yazının bulunduğu nazara alındığında muhtemel tebliğ tarihi olan 23.12.2009 tarihinden itibaren poliçenin 5. maddesi kapsamında davalının üç ay içerisinde ödeme yapması gerektiği, bu durumda davalı sigorta şirketinin üç aylık sürenin sonu olan 24.03.2010 tarihinde temerrüde düşmüş olduğu, yine her ne kadar poliçede hasarın reeskont faizi ile ödeneceği düzenlenmiş ise de, poliçedeki para biriminin USD olduğu, bu durumda 3095 SK’nın 4/A maddesine göre Devlet Bankalarının USD para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 536.295,00 USD’nin 24.03.2010 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının USD para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm davacı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, Makine Kırılması Sigorta Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, her ne kadar poliçede hasarın reeskont faizi ile ödeneceği düzenlenmiş ise de, poliçedeki para biriminin USD olduğu, bu durumda 3095 SK’nın 4/A maddesine göre Devlet Bankalarının USD para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 536.295,00 USD’nin 24.03.2010 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının USD para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Oysa, 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesinde “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” denilmekte ve sözleşmede aksi öngörülmediği takdirde uygulanacak faiz oranı düzenlenmektedir. Mahkemece, taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesinin hasarlar için yapılacak ödemeler başlıklı 5. maddesinin (e) bendinde yer alan “Bu süre içerisinde hasar ödenmediği takdirde idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği prim tutarından hasarı mahsup eder veya pirim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder” hükmü ile kanunda öngörülen faiz oranından daha yüksek bir faiz oranı kararlaştırılmış olduğu hususu gözden kaçırılarak, yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 51.005,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.