Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/15630 E. 2014/5269 K. 18.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15630
KARAR NO : 2014/5269
KARAR TARİHİ : 18.03.2014

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/05/2012
NUMARASI : 2011/453-2012/328

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/05/2012 tarih ve 2011/453-2012/328 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/03/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. Ö.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalının Hollanda’da yaptığı toplantı ve konferanslar sırasında kendilerinin yeni bir sistem geliştirdiklerini, bu sistemde faizle para yatırmaya gerek kalmadan şirket karına ve zararına ortak olmak suretiyle %20 kar payı kazanmanın mümkün olduğu, yatırımcıların üç ay önceden haber vermek şartıyla yatırdıkları parayı geri alabilecekleri vaatlerinde bulunduklarını, müvekkillerinin de bu toplantılar sonrasında kar zarar ortaklığı çerçevesinde davalı şirketin Alman markı bazında %20 kar payı vereceğini ve her an geri alabileceği düşüncesinden hareketle şirkete para yatırdıklarını, ancak davalı tarafından kendilerine verilen belgenin kar zarar ortaklığı belgesinde bulunulması gereken özellikleri taşımadığı, davalının yetkili makamların izni olmadan para topladığını ileri sürerek, davalı şirket ile yapılan sözleşmenin iptaline, 175.000 DM karşılığı 89.476,07 Euro alacak için şimdilik her bir davacı için 6.000 Euro’dan toplam 12.000 Euro karşılığı 22.080,00 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “İddianın öne sürülüş şekline göre davanın, haksız fiilden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacılar ile davalı arasında ortaklık ilişkisinin kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, mahkemece, davacı tarafa dava dışı Naci Keskin hakkında dava açması için önel verilip, bu şahsa dava açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilip, yeniden bilirkişi heyeti oluşturulup, davalı şirketin davacıların ortak olduğu ve daha sonraki yıllara ait yasal defter ve kayıtları celbedelip, dosyaya davacılar tarafından sunulan davalı şirket logolu hisse senedi belgesi, tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve dolandırılma iddiasına dayanıldığından davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davacı tarafça verilen süre için N.. K.. hakkında dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile davalı şirketle yapılan sözleşmenin iptali ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, Dairemizin 10.03.2011 tarih, 2009/3786 Esas, 2011/2513 Karar sayılı ilamında her ne kadar davacıların para verdiklerini iddia ettikleri N.. K. hakkında dava açmaları için davacılara süre verilmesi ve dava açıldığı takdirde eldeki bu dava ile birleştirilerek işin esasına girilmesi için mahkemece verilen karar bozulmuş ise de, Naci Keskin hakkında dava açılması bir dava şartı olmayıp, dava açılmamış olması eldeki davanın esasına girilmesine engel değildir.
Bu itibarla, mahkemece, bozma ilamımızda belirtildiği üzere, aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin davacıların ortak olduğu ve daha sonraki yıllara ait yasal defter ve kayıtları celbedelip, dosyaya davacılar tarafından sunulan davalı şirket logolu hisse senedi belgesi, tahsilat fişi dikkate alınarak ve ayrıca davacılar tarafından kandırılma ve dolandırılma iddiasına dayanıldığından davacıların bu iddiaya ilişkin gösterdikleri tanıklar da dinlenilmek suretiyle davacıların iradelerinin ileri sürüldüğü gibi fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak paralarının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddialarının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, bozma ilamımız hatalı değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temiyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 18/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.