Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/15941 E. 2013/13075 K. 24.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15941
KARAR NO : 2013/13075
KARAR TARİHİ : 24.06.2013

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/05/2012 tarih ve 2011/61-2012/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin müşterileri ile tüp kiralama ve tıbbi gaz satış sözleşmesi akdetmek suretiyle tahsis ettiği tüplere tıbbi gaz dolumu ile iştigal ettiğini, yurt çapında bayi ve müşterilerinde kira akdine dayalı mülkiyeti müvekkiline ait tüpler bulunduğunu, hurdacılıkla iştigal eden davalının müvekkili şirkete ait yirmidört adet müvekkili logo ve unvanını taşıyan tüpün bulunduğunun tespit edildiğini, müvekkili ile davalı arasında tüplerin kullanılması, kiralanması yahut benzer hiçbir sözleşme ve ticari ilişkinin olmadığını, hurdacılıkla iştigal eden davalının tüpleri satmak amacıyla elinde bulundurduğunu ileri sürerek davalı uhdesinde haksız bir şekilde bulunan yirmidört adet tüpün müvekkiline aynen iadesine, aksi halde beheri 432 TL’den 24 adet tüp bedeli olan 12.234,24 TL’nin davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu tüplerin zilyetliğinin davacının rızasıyla elinden çıktığı, sahibinin elinden rızasıyla çıkan taşınır mal niteliğindeki tüplerin ilk defa gazla birlikte alan işletmeler tarafından dava dışı şirkete ondan da davalıya devredildiği, bir taşınırın zilyedinin onun maliki sayılacağı, bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet hakkı edinen kimsenin, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile, iktisabının korunacağı, davalının kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24.06.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Taşınır bir şeyin zilyedi onun maliki sayılır (MK. m. 985) kuralı karşısında, bu karineye güvenerek zilyedden iyi niyetle hak kazananların kazanımların korunmasında Medeni Kanunumuz ortalama bir yol tutmuştur. Şöyleki bazı hallerde iyi niyet sahibi kazananı tam olarak korumuş, bazı hallerde hiç korumayarak gerçek hak sahibini korumuş, bazı hallerde de iyi niyetli kazanana kısmi bir koruma sağlamıştır. Bu düzenlemedeki iyi niyet subjektif iyi niyettir. Yani kazanan kendisine hak kazandıran zilyedin buna yetkisi olmadığını bilmemeli ve bilecek durumda olmamalıdır. İyi niyet karine olarak var sayılır. Fakat durumunun gereklerine göre kendinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz (MK m. 3). Ancak, kazananın yapacağı araştırmaların, tasarrufu yapanın yetkisizliğini ortaya çıkarabilceği hallerde bu araştırmaların yapılmamış olması iyiniyet iddiasını bertaraf eder. (Oğuzman, Selicı, Özdemir, Eşya Hukuku S.96-97) Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde; tıbbi gaz dolumu için kullanılan, üzerinde davacının logo ve ünvanının bulunduğu tüpleri satın alan, hurdacılığı kendine meslek edinmiş davalının, dosya içeriğine göre gerekli özeni sarfettiği söylenemez. Bu durum karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddi doğru olmamıştır. Bu nedenle yerel mahkeme kararını onayan çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 22.07.2013