YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16492
KARAR NO : 2013/5648
KARAR TARİHİ : 22.03.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.09.2011 tarih ve 2011/29-2011/568 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, serbest muhasebeci olarak çalışan müvekkilinin bugüne kadar hiçbir bankaya karşı ödeme yükümlülüğünü ihmal etmediğini, davalı tarafından müvekkiline gönderilen ihtarname ile kefil olduğu ve ödenmeyen 45.126,46 TL kredi borcunun ödenmesinin aksi halde yasal takibe geçileceğinin bildirildiğini, müvekkilince böyle bir kefilliğinin bulunmadığının davalı bankaya bildirildiğini, yaklaşık iki ay sonra davalı banka tarafından yapılan işlemin hatalı olduğunun kabul edildiğini, ancak gerçek ortaya çıkana kadar müvekkilinin oldukça zor günler geçirdiğini, hatta nişanlısı ile bu nedenle ayrıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000,00 TL manevi tazminatın 03.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka ile dava dışı Emin Gıda Ltd. Şti. arasında imzalanan ticari kredi sözleşmesini davacının kefil olarak imzaladığı, kredinin kapanmasından sonra davalı bankaya, davacının kefillikten vazgeçtiğine ilişkin bir ihtarname keşide edilmediğinden davacının kefil sorumluluğunun devam ettiği, dava dışı anılan şirketin başka bir kredi borcunun ödenmemesi nedeni ile davacıya sehven hakkında takip başlatılacağına ilişkin ihtarnamenin gönderildiği, ancak yapılan uyarı ve inceleme sonucu davacı hakkında kefil borçlusu olarak icra takibinin yapılmayarak hatanın düzeltildiği, davalı bankanın davacının manevi şahsiyetini tahkir kastı ile hareket ettiğinin ispatlanamadığı, ayrıca davalı bankaca yapılan işleme karşı davacının icra takibine itiraz, menfi tespit ve istirdat davası gibi hukuksal yollara başvurabileceği gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,… TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.