Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/168 E. 2013/1257 K. 21.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/168
KARAR NO : 2013/1257
KARAR TARİHİ : 21.01.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.10.2011 tarih ve 2007/135-2011/395 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ile katılma yolu ile davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, 29.01.2007 günü dava dışı sürücü … idaresindeki, davalının maliki ve işleteni olduğu otobüsün kaza yapması sonucu otobüste yolcu olarak bulunan muris …’ın vefat etmesi nedeniyle müvekkillerinin derin acı ve ızdırap içerisinde olduklarını ileri sürerek … için 20.000 TL, … için 15.000 TL, … için 10.000 TL, … için 10.000 TL, … için 10.000 TL, … için 10.000 TL ve … içinde 10.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 29.01.2007 gününden işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kaza yapan aracın maliki ve işleteni olması nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğu, meydana gelen kaza sebebiyle davacılardan …’ın eşi ve diğer davacıların anneleri olan …’ın ölümü nedeniyle davacıların duydukları üzüntü ve çektikleri ızdırap dikkate alınarak manevi tazminat talep koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacılar vekilince, HUMK’nun 433. maddesi uyarınca katılma yolu ile karar temyiz edilmiş olup, davalı vekilinin temyiz dilekçesi davacı vekiline 24.10.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, ancak davalı vekilince HUMK’nun 433/2.maddesinde yazılı 10 günlük süre geçirildikten sonra, 10.11.2011 tarihinde karar temyiz edilmiştir. Bu durumda, HUMK’nun 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, davacılar vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.245,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 228,15 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 21.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.