YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17139
KARAR NO : 2013/15408
KARAR TARİHİ : 11.09.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.05.2012 tarih ve 2011/272-2012/290 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesaplarından iradesi dışında internet bankacılığı aracılığıyla 16/03/2009 tarihinde toplam 37.350,00 TL’nin dava dışı şirkete ait bir hesaba aktarıldığını, bilişim sistemlerinin kullanılmasında gerekli ihtimamı göstermeyen bankanın görev ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek, 37.350,00 TL’nin temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı bankanın kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı vekiline 06/03/2012 tarihli celsede HMK’nın Gider Avansı Tarifesi Yönetmeliği’nin 6. maddesi uyarınca gider avansını yatırması için kesin süre verildiği halde süresi içinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hesap sahibinin bilgisi dışında hesabındaki paranın internet bankacılığı yoluyla üçüncü kişinin hesabına aktarılıp tahsil edilmesinden doğan zararın tahsiline ilişkin olup; yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece kesin süre verildiği halde süresi içinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Davalı banka yargılamada vekille temsil edilmiş, ön şartın yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen, davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının HÜKÜM bölümünün 3 numaralı bendinden sonra gelmek üzere 4. bent olarak “Davalı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” ibarelerinin eklenmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.