YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17899
KARAR NO : 2014/6690
KARAR TARİHİ : 04.04.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/05/2012
NUMARASI : 2011/262-2012/213
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/05/2012 tarih ve 2011/262-2012/213 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı Sigorta vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/04/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. A.. M.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin eşi ve babaları olan E.. G..’nün davalıya ait minibüste yolcu olarak bulunduğu sırada kaza sonucu vefat ettiğini, olay nedeniyle davacıların destekten yoksun kaldığını, davalı sigortanın aracın zorunlu mali mesuliyet poliçesini yaptığını ileri sürerek, davacı eş H.. G.. için 10.000, davacı çocuklar Y. E.. G.. için 5.000, Malik ve M.. G.. için 2.500’şer TL tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini yükseltmiştir.
Davalı I. Sigorta vekili, davacıların öncelikle zorunlu taşıma poliçesine başvuracaklarını, ölüm aylığının tazminattan mahsup edileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı S.. Ö.. davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların murisinin yolcu olarak bulunduğu araçta kaza sonucu vefat ettiği, olay nedeniyle destekten yoksun kaldıkları, sigortanın poliçe limiti kadar sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı sigorta vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşımadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Kanun’un 17. maddesinde düzenlenen sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadır. Anılan Kanun’un 19/son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarının B.8. maddeleri hükümlerine göre meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır. Ancak, bu sigortanın hiç yapılmamış olması,yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta tazminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısmı için, sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur. Bahse konu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, yasa koyucu yolcuların uğradığı bedeni zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortasıcısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluğu esas almıştır. Karayolu Taşıma Kanunu’nun 2/3. maddesinde ise il sınırları içerisindeki taşımalar ile yüz kilometreye kadar olan şehirlerarası taşımaların düzenlenmesi il ve ilçe trafik komisyonları ile işbirliği yapılmak suretiyle ilgili valiliklere, belediye sınırları içerisindeki şehiriçi taşımalar belediyelere bu Kanuna göre düzenlenecek yönetmelik esasları dahilinde bırakılabilir şeklinde düzenleme yapılmış, nitekim davalı sigorta vekili de kazaya neden olan aracın zorunlu taşıma poliçesi yaptırması gerektiğini, poliçe yapılmaması durumunda Güvence Hesabı’ndan tazminatın tahsil edileceğini, Karayolu Taşıma Kanunu’nun 19/3. maddesine göre zararın öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanacağını, bu sorumluluk sigortası ile karşılanmayan zararlar için zorunlu mali mesuliyet sigortasına başvurulacağını savunmuştur.
Somut olayda, taşıma Hatay’ın Erzin ile İskenderun ilçeleri arasında yapılmış olup, her iki ilçe arasındaki mesafe 100 kilometrenin altında olmakla beraber, mahkemece davalının yukarıda anılan savunması üzerinde durulmamış, taşımaya ilişkin olarak Hatay Valiliği’nin düzenlemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmamış, minibüsün zorunlu karayolu taşıma sigortası yaptırmasının zorunlu olup olmadığı tartışılmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece davalı sigorta vekilinin savunması üzerinde durularak, kazaya neden olan aracın zorunlu taşıma sigortası yaptırmasının zorunlu olup olmadığı değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı sigortaya iadesine, 04/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.