YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18075
KARAR NO : 2013/15398
KARAR TARİHİ : 11.09.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.05.2012 tarih ve 2010/305-2012/254 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka şubesine başvuran müvekkilinin diğer davalı banka görevlisine kredi kullanmak istediğini beyan ettiğini, buna ilişkin evrakları hazırlayarak verdiğini, kendisine kredinin onaylanmadığı şeklinde bilgi verildiğini, ancak evine haciz gelmesinden sonra müvekkilinin banka şubesine bıraktığı evrakların banka personelince çoğaltılarak sahte imzalar ve sahte senetle kredi sözleşmesi tanzim edildiğinin ortaya çıktığını, maddi zarara uğrayan davacının kredi ilişkilerinin bozulduğunu, işletmesini kapatmak zorunda kaldığını, uygulanan haksız hacizle müvekkilinin ve ailesinin mağdur edildiğini ileri sürerek, 50.000 TL manevi ve 10.000 TL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunmuştur.
Diğer davalı, davacının kişilik haklarına bir saldırı söz konusu olmadığından manevi tazminat talep edilemeyeceğini, maddi zararın da kanıtlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka çalışanının reddedilen kredi talebine ilişkin belgeleri teslim etmeyerek, bu belgeleri kullanmak suretiyle kredi dosyası oluşturduğu, kredinin uygun olduğu yönünde görüş bildirerek davacı adına 10.000 TL kredi tahsis edilmesini sağladığı, sahte kredi sözleşmesi düzenleyerek paranın başka bir hesaba aktarımını temin ettiği, bu durumdan haberder olmayan davacının evinde haciz yapılmasına sebebiyet verdiği, davacının aile içinde ve çevrede küçük düştüğü, oluşan manevi zarardan davalı …’in sorumlu olduğu, bu davalının yaptığı işlemin kendisini bağlayacağı, eylemden bankanın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davacının maddi zararının ise kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davacının maddi tazminata ve davalı bankaya yönelik manevi tazminata ilişkin taleplerinin reddine, diğer davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, tüm işlemlerinde özen yükümlülüğü altında olan bankalar, çalıştırdıkları kişilerin seçiminde de gerekli özeni göstermelidirler. Bankalar BK hükümleri uyarınca personellerinin yaptığı işlerin görülmesi sırasında vermiş olduğu zararlardan da sorumludurlar. Bankaların, adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluktan kurtulabilmesi için gerekli tüm özeni göstermiş olmaları durumunda dahi zararın gerçekleşeceğini ispat etmeleri gerekir. Davalı banka çalışanı nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından ağır ceza mahkemesinde yargılanmış, eylemleri sabit görülmüştür. Bu itibarla, davalı bankaya yönelik manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.