Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/18228 E. 2013/22772 K. 12.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18228
KARAR NO : 2013/22772
KARAR TARİHİ : 12.12.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.07.2012 tarih ve 2012/5-2012/439 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı; eşi …’un bankacı olması nedeniyle 2006 yılından bu yana kendisinin evlilik münasebeti ile 2010 yılında Koç Allianz Sigorta A.Ş.’de özel sağlık sigortası kapsamına alındığını, tarafına 7350643 sayılı sağlık kartı gönderildiğini, başkaca herhangi bir evrak gönderilmediğini, kartın gönderilmesinden bir süre sonra hamile kaldığını, bu dönemde davalı … şirketini aradığını ve doğum teminatlı olarak girilmiş olan bir poliçenin mevcut olduğunu,herhangi bir doktora muayene olabileceğini, faturaların gönderilmesi halinde fatura tutarının %70’nin tarafına ödeneceğinin söylendiğini, doğumunun yaklaştığında davalı şirkete anlaşmalı hastanelerin sorulduğunu, kendisine Ege Sağlık Hastanesi ve Egepol hastaneleri ile anlaşmalı olduğunun söylendiğini, doğumdan sonra 23/07/2011 tarihinde hastaneden çıkarken eşi tarafından hastanenin muhasebe servisine gidildiğinde sigortasının doğum teminatını kapsamadığı dolayısıyla tüm ücreti peşin almak istediklerini söyleyen yetkililer karşısında şok olduğunu, bunun üzerine defalarca davalı şirketi aradıklarını kendilerine olumsuz cevap verdiklerini ileri sürerek tüm bu nedenlerle davalı şirket işlemleri ile beyanlarına itibar edilerek ödemek zorunda kaldığı 3.895,00 TL’nin tarafına beyan edilen %70’lik kısmı olan 2.726,50 TL’nin şirketten ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte ve tüm bu sıkıntıları yaşamalarına sebebiyet vererek kendilerini yaklaşık 6 aydır oyalamaları nedeniyle manevi üzüntüsünün telafisi için 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının eşi …’un HSBC Bank A.Ş. çalışanı olması sebebi ile müvekkili şirket tarafından ilgili banka ile akdedilen Grup Sağlık Sigortası Poliçesi kapsamında sigortalandığını, anılan şahsın sigorta giriş tarihinin 20/06/2010 olup gebelik için bekleme süresi olan 12 ayın 20/06/2011 tarihinde bittiğini, bekleme süresinin gelmesine rağmen sehven tetkiklerin faturalarının %70 oranında müvekkili şirket tarafından ödendiğini, bundan sonra doğuma ilişkin olarak müvekkili şirkete başvuru yapıldığında ise gebelik döneminin 12 aylık bekleme süresi içerisinde gerçekleştiği fark edilerek ilgili hastaneye ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanın ilk olarak 20/06/2010 tarihinde sigorta teminatları kapsamına alındığını, Grup Özel Sağlık Sigortası özel şartları ve protokolü gereği hamileliliğin başlangıcının da 21/06/2011 tarihi ve sonrası olmasının gerektiğini, davacı yanın hamileliğinin başlangıç tarihinin 21/06/2011’den önce olduğunu, davacı yanın yaptırmış olduğu 2 adet tahlilin bedelinin de 21/06/2011 tarihinden önce olması nedeniyle teminat dışında kalmakla birlikte bu bedellerin davalı … şirketi tarafından ödenmesinin sigorta hukukunda “lütuf ödemesi” olarak kabul edileceğini, akdedilmiş sigorta sözleşmesi ve ayrılmaz eki olan özel şartlar ile protokol gereği gebelik teminatının sigortalandıktan 12 ay sonra başlamasının kararlaştırılmış olması nedeni ile davacı yanın hamilelik ve doğumuna dair masrafların ilk yıl için teminat dışında kaldığını, teminat dışında olan hamilelik ve doğum masraflarının, bu teminat dışı hale dair daha önce ödenen tahlil bedellerini yada tek başına müşteri temsilcisinin hatalı bilgi vermesi nedeni ile teminat içine alınmasının kabul edilemeyeceği, bununla beraber davalı şirket personelinin yanlış yönlendirmesi sonucu davacının edindiği “güven” hissinin sarsıldığı varsayılsa da davacının zaten doğmamış bir hakka güvenerek hareket ettiği, doğmamış bir hakkın yasal sonuçlarının da olamayacağı, bu nedenle Eski Borçlar Kanunu Madde 49 ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesinde düzenlenen “manevi tazminat” şartlarının somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı; kararı temyiz etmiştir.
28/10/2007 tarih ve 26684 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca anılan yönetmeliğin 1 ve 7. maddelerinde düzenlenen bilgilendirme yükümlülüğünün somut uyuşmazlık bakımından mahkemece tartışılmaksızın davacının hamileliğinin sigorta sözleşmesinde yazılı teminat muafiyeti döneminde meydana gelmesi nedeniyle hamilelik ve doğum masraflarının poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.