Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/18449 E. 2014/7821 K. 22.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18449
KARAR NO : 2014/7821
KARAR TARİHİ : 22.04.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2012
NUMARASI : 2010/369-2012/193

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.09.2012 tarih ve 2010/369-2012/193 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15.04.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. R.. Y.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı A. Kimya Ltd. Şti’nin neden olduğu patlama ve yangın nedeniyle zarar görmeleri üzerine bu şirket aleyhine açtıkları tazminat davasını kazandıklarını, şirketin olayda tüm mal varlığını kaybetmesi nedeniyle, ilamlı icra alacağının tahsilinin mümkün olmadığını, daha önce o dava sırasında sigortalı şirketin alacaklı olduğu yerlere ihtiyati tedbir kararı konulduğunu, bu kapsamda davalı sigortacının işyeri sigorta poliçesi nedeniyle sigortalı şirkete olan tazminat borcu üzerine de tedbir konulduğunu, sigortalının davalıdan alacağını takip etmediğini, ilamlı icra sırasında davalıya İİK’nın 89/1 ve 2 nolu haciz ihbarnamelerinin çıkarıldığını, ancak davalının itirazda bulunduğunu, oysa sigortalısına ödemesi gereken işyeri poliçe tazminatını sigortalının eylemlerinden zarar gören alacaklı davacıların başlattığı takip dosyasına davalının yatırması gerektiğini, sigorta hasar dosyasının celbi ile ödenmesi gereken tazminatın tespiti gerektiğini ileri sürerek, davalı şirketin anılan poliçe nedeniyle borçlu olduğunun tespitine, icra dosyasına vaki itirazın reddine, poliçe hasar bedeli olarak şimdilik 55.000.00 YTL tazminatın olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların sigortalı ya da lehine sigorta yapılan kişilerden olmadığını, sigortalı A.Ltd. Şti’nin 2 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde sigortacısı müvekkilinden bir tazminat talep etmediğini, etseydi vaki tedbir nedeniyle sigortalı lehine doğmuş bir alacak bulunmadığından, İİK’nın 89/1 ve 2’nci maddelerine dayalı haciz ihbarnamelerine olumsuz yanıt verdiklerini, kaldı ki tedbir kararının devam ettiğini ve talep miktarının da fahiş olduğunu İİK’nın 120/2’nci maddesi uyarınca davacıların borçlunun alacağını tahsil edebilmek için borçluyu temsil yetkisi kazanmış olup, borçlunun haklarına halef olamayacaklarını, temsil yetkisi alındığı ondan önce sigortalının alacağının zaman aşımına uğradığını savunarak, davanın dava hakkı bulunmaması ve zamanaşımı nedeniyle reddini istemiştir.
Mahkemece, İİK’nın 89/1’inci maddesi ihbarı nedeniyle davalının davacı takip alacaklılarına 9.205,00 YTL borçlu bulunduğu anlaşılmakla, davalının buna ilişkin itirazının iptaline, bu meblağın 20.11.2003 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınıp, davacılara verilmek üzere icra dosyasına yatırılmasına dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine taraflar yararına bozulmuş, bozmaya uyulmuş, dava konusu uyuşmazlıkta davacılar tarafından alınan ihtiyati tedbir kararının, İİK’nın 89. maddesine dayanan alacağın zamanaşımını kesip kesmediği, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının öncelikle belirlenmesi gerektiği, davacıların dava dışı sigortalı ile davalı arasında düzenlenen sigorta poliçesinin komşuya verilen zararlara ilişkin sorumluluk klozuna dayanmamakta, dava dışı sigortalının davalıdan olan sigorta tazminatı alacağının İİK’nın 89/1. maddesi çerçevesinde icra dosyasına yatırılmasını talep ettikleri, davacılara borçlu olan sigortalının sigorta şirketinden olan alacağına ihtiyati tedbir konduğundan bu durumun zamanaşımının işlemesine engel olduğu, davacıların dava dışı sigortalıdan olan alacağını İİK’nın 89. maddesi çerçevesinde davalı sigorta şirketinden talep etme haklarının olduğu,dava dışı sigortalının sigorta poliçesinden talep edebileceği bina için riziko tarihi itibariyle 22.453,00 TL makine ve demirbaşlar için 35.924,00 TL ve emtia için 38.679,00 TL olmak üzere 97.056,00 TL tazminat talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalının, sigortalısı şirkete işyeri sigorta poliçesi nedeniyle iş yeri zararına ilişkin ödemesi gereken tazminat borcuna ilişkin olarak o davada konulan tedbir nedeniyle davacıların alacağının güvence altına alındığı, sigortalı hakkında başlatılan ilamlı icra sırasında ayrıca davalıya İİK’nın 89’uncu maddesine dayalı ihbarnamelerin tebliği nedeniyle de davalının sigortalısına olan tazminat borcunu icra dosyasına yatırması gerektiği iddiasına dayalıdır. İşbu dava, İİK’nın 120/2’nci maddesine dayalı yetki ile açılmış olup, öncelikli uyuşmazlık davalı vekilinin zamaşımı def’inin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı gerekçelerle davalı vekilinin zamanaşımı def’i yerinde görülmeyip davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, mülga 818 sayılı Yasa’nın 132’nci maddesinde (6098 sayılı Yasa’nın 133’üncü) zamanaşımının durması, 133’üncü maddesinde ise (6098 sayılı Yasa’nın 154’üncü) zamanaşımını kesen nedenler açıkça belirtilmiş olup, davacıların dava dışı sigortalı aleyhine açmış oldukları o davada borçlu olan sigortalının davalı sigorta şirketinden olan alacağına ihtiyati tedbir konmasının zamanaşımının işlemesine engel olacağına ilişkin mahkemenin gerekçesinin hukuki dayanağı bulunmadığı gibi, salt İİK’nın 89’uncu maddesi uygulaması yoluna gidilmiş olması dahi zamanaşımını kesen bir durum da değildir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava tarihinde yürürlükte olan TTK’nın 1268’inci maddesinde ve Yangın Sigortası Genel Şartlarında zamanaşımı süresi açıkça belirlenmiş olup, ilke olarak genel zamanaşımı süresinin bu davada uygulama yerinin bulunmadığı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, davalı vekilinin zamanaşımı def’inin değerlendirilmesinde hukuki yanılgıya düşülerek işin esasına girilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre,davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle,davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.