YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18458
KARAR NO : 2014/6678
KARAR TARİHİ : 04.04.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/05/2012
NUMARASI : 2010/448-2012/121
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09.05.2012 tarih ve 2010/448-2012/121 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.04.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. P.Y. ile davalı vekili Av. E.D. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait dairenin 29.03.2005 vade başlangıç tarihli olarak yer kayması riski de dahil olmak üzere davalı şirkete sigorta ettirildiğini, müvekkiline ait sigortalı taşınmazın da içinde bulunduğu bölgenin Bakanlar Kurulu’nun 28.06.2005 tarihli kararı ile “A. M. B.” ilan edilerek taşınmazlardan tahliyeye karar verildiğini, müvekkilinin davalı sigorta şirketine başvuruda bulunarak sigorta kapsamındaki yer kayması riskinin gerçekleşmesi nedeniyle sigorta bedelinin ödenmesini istediğini ancak davalı sigorta şirketinin haksız nedenlerle ödeme yapmadığını ileri sürerek, 38.000 TL sigorta bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının gerçekleşmiş olan yer kayması riskini bilerek sigorta yaptırdığını, bu nedenle sigorta sözleşmesinin TTK’nın 1279’ncu maddesi uyarınca hükümsüz olup, müvekkilinin söz konusu poliçeden dolayı sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, bilirkişi kurulu dosyada tespit edilen verilere göre zararın teminat içinde kaldığı yolunda kanaat bildirmişse de teknik bilirkişi tarafından tanzim olunan haritanın incelenmesinde davalı parselin afete maruz bölge içinde Bayırlı Sokak’ın en güneyinde ve hareketliliğin güneye yani deniz yönüne uygun bulunduğu gözetildiğinde kayma hareketlerinin dışında olabileceğine yönelik bir tereddüdün olamayacağı, poliçe tanziminden evvel 2004 yılının 11. ayında Avcılar Belediyesi tarafından durumun Büyükşehir Belediyesi’ne bildirildiği, Büyükşehir Belediyesi tarafından resmi işlemlere başlandığı, poliçe tanziminden hemen sonra Bakanlar Kurulu tarafından afet bölgesi kabul edilerek bölgedeki taşınmazların boşaltıldığı, davalı vekili tarafından sunulan 19.02.2005 tarihli STAR gazetesi, 08.12.2004 tarihli NTV haber, 06.12.2004 tarihli Milliyet Gazetesi, Sabah Gazetesi’nin 01.01.2005 tarihli nüshalarında Bayırlı ve Badem Sokak’taki heyelanın tüm kamunun bilgisinde olduğu, gazetelerdeki resimlerden de heyelanın boyutunun izlenebildiği, Bakanlar Kurulu’nca karar alınmasının bir zaman gerektirdiği, kamunun bildiği hususları davacının bilmediğini kabul etmenin hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, aksi yöndeki bilirkişi kanaatına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, konut sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait konut 29.03.2005 başlangıç tarihli poliçe ile yer kayması riski de dahil olmak üzere davalı nezdinde sigorta örtüsü altına alınmıştır. Davacıya ait konutun da içinde bulunduğu bölgenin Bakanlar Kurulu’nun 28.06.2005 tarihli kararı ile “Afete Maruz Bölge” ilan edilerek taşınmazlardan tahliye kararı verilmesi üzerine tazminat talebinde bulunulmuş ise de davalı taraf davacının gerçekleşmiş olan yer kayması riskini bilerek sigorta yaptırdığı, bu nedenle sigorta sözleşmesinin TTK’nın 1279’ncu maddesi uyarınca hükümsüz olduğunu ileri sürerek ödeme yapmamıştır. Mahkemece, daha önce davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizin 13.04.2010 tarihli kararı ile “dava konusu konutun zemin olarak bulunduğu noktayı tespit eden denetime elverişli bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi” için bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak mahallinde keşif de yapılmak suretiyle alınan bilirkişi heyet raporunda “poliçe tanzimi aşamasında sigorta ettirenin daha sonra afet bölgesi ilan edilen alanda genel hayata etkili kompozit/bileşik bir kayma olduğunu bildiği ve TTK’nın 1279. hükmü gereğince bilerek sigorta sözleşmesi yaptığı yönünde bir bilgiye sahip olduğunun saptanamadığı, diğer bir deyişle sigorta poliçesi imzalandığında çekişmeye konu sigortalı dairenin içinde olduğu 15685 nolu parselin noktasal olarak zemin hareketliliği içinde kaldığı yönünde bir kanaate varılmadığı, sigortalı bina için “afet bölgesi ilanından sonra” çıkarılan kroki bilgileri ışığında 15685 nolu parselin noktasal ve bölgesel olarak afet bölgesi içinde olduğu” belirtilmesine rağmen mahkemece, bilirkişilerce hazırlanan haritanın incelenmesinde dava konusu parselin afete maruz bölge içinde, B. S.’ın en güneyinde yer alıp hareketliliğin deniz yönünde olması nedeniyle de kayma hareketlerinin dışında kalamayacağı, poliçe tanziminden evvel 2004 yılının 11. ayında Avcılar Belediyesi tarafından durumun Büyükşehir Belediyesi’ne bildirildiği, Büyükşehir Belediyesi tarafından resmi işlemlere başlandığı, poliçe tanziminden hemen sonra Bakanlar Kurulu tarafından Afet Bölgesi kabul edilerek bölgedeki taşınmazların boşaltıldığı, davalı vekili tarafından sunulan gazete nüshalarında B. ve B.Sokak’taki heyelanın boyutunun izlenebildiği, kamunun bildiği hususları davacının bilmediğini kabul etmenin hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak dava konusu uyuşmazlığın açıklığa kavuşturulması ve çözümünün bilirkişi incelemesini gerektirdiği Dairemizin ve mahkemenin kabulündedir. Nitekim mahkemece de bozma ilamına uyularak bu doğrultuda bilirkişi raporu alınmıştır. Davacının konutunun bulunduğu bölge ile ilgili olarak gazete haberleri çıkması, o bölgenin afet bölgesi sınırları içinde kaldığını ve bu hususu davacının bildiğini göstermez. Anılan bölgenin afete maruz bölge olduğunun vatandaşlarca öğrenilmesi Bakanlar Kurulu Kararı’nın ilanı ile mümkündür. Mahkemece de afete maruz bölge sınırlarının belirlenmesi, dava konusu taşınmazın o sınırlar içinde kalıp kalmadığının tespiti teknik bilgiyi gerektirdiği kabul edilip rapor alındığına göre alınan bilirkişi raporuna itibar edilmeyip gazete haberleri ile ilgili değerlendirme yapılarak yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.