Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/19053 E. 2013/19160 K. 30.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19053
KARAR NO : 2013/19160
KARAR TARİHİ : 30.10.2013

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.10.2012 tarih ve 2010/1165-2012/732 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, sigortalısı dava dışı …’a ait işyerinin 08.04.2009 tarihinde davalı …’in maliki ve diğer davalının kiracısı olduğu üst kattaki 5 nolu dairenin su tesisatından akan suların sigortalı işyerine sirayeti sonucu hasar gördüğünü, meydana gelen hasarla ilgili olarak ekspertiz incelemesi yapıldığını, toplam 4.302,42 TL hasar tespiti yapıldığını ve 09.06.2009 tarihinde sigortalıya ödendiğini; TTK 1301 maddesi gereğince sigortalının haklarına halef olduklarını, davalı …’in malik olması nedeni ile BK’nın 41, 58, 59. maddesi gereğince diğer davalı ile birlikte hasardan sorumlu olduğunu; hasarın tazmini için Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü’nün 2010/7342 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı ancak takibe itiraz üzerine durduğundan; bu sebeple itirazın iptaline takibin devamına ve %40’tan aşağı olmamak üzere davalılara icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; sigortalı dairedeki hasarın müvekkillerinin kusurundan kaynaklanmadığını, hasarın meydana geldiğinde binanın boş olduğunu ve kat malikleri kurulunun 20.10.2007 tarihinde aldıkları karar ile apartmanın deprem riski açısından güçlendirilmesine karar verildiğini ve yöneticinin gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra binanın boşaltıldığı 2008 yılı Aralık ayında binanın güçlendirilme çalışmasına başlandığını 2009 Nisan ayı başlarında çalışmanın tamamlandığını, binanın güçlendirme çalışması yapılırken kapı ve pencerelerin söküldüğünü ve böylelikle yağmur ve kar sularının içeri girdiğini, sigortalı dairenin de kapı ve pencereleri söküldüğü için güçlendirme çalışması sırasında sigortalı dairede hasar meydana geldiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dinlenen tanık beyanlarına göre; kat malikleri kurulu kararı ile ana binanın deprem yönünden güçlendirilmesine karar verilmesi üzerine 2008 yılı Aralık ayında güçlendirme çalışmasına başlanıldığı ve 2009 yılı Nisan ayının başına kadar güçlendirme çalışmasının devam ettiği, güçlendirme sırasında tüm binanın boşaltıldığı ancak sigortalı dairenin diş hekimi olarak kullanılması nedeni ile boşaltılmayarak
çalışmaya devam ettiği ve böylelikle tadilat sırasındaki çalışmalardan dolayı su sızıntısı olduğu, ancak meydana gelen hasarın davalıların dairesindeki güçlendirme tadilatından sonra yapıldığı hususu ispatlanamamış olduğu ve güçlendirme çalışması sırasında doğal olarak bu tip hasarlanmanın olabileceği, ayrıca sigortalı dairenin güçlendirme çalışması sırasında binayı boşaltmayıp çalışmasına da devam ettiği gerekçelerine dayanılmak suretiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta poliçesine dayalı rucüan tazminat istemine dayalı olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, mahkemece dinlenen bir kısım davalı tanık beyanlarından, apartmanda yapılan güçlendirme çalışmasından sonra her dairenin kendine ait su ve tesisat işlerini yaptırdığı, bu sırada yukarıdaki 5 nolu daire tesisatında açık bırakılan sular sebebiyle sigortalı dairede hasar oluştuğu beyan edilmiş, bu husus mahkemece keşif yapılarak alınan bilirkişi raporunda ve ekspertiz raporunda da doğrulanmıştır. Mahkemece dosya kapsamıyla sabit olan maddi olguya dayalı olarak davalıların sorumluluğunun ve sorumluluk miktarının saptanması ve alınan bilirkişi raporuna yapılan itirazın da değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.