Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/3112 E. 2013/20453 K. 14.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3112
KARAR NO : 2013/20453
KARAR TARİHİ : 14.11.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.09.2011 tarih ve 2005/614-2011/427 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12.11.2013 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. … ve Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, taraflar arasında 24.04.1998 tarihinde ara bağlantı sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile çağrı sonlandırma ya da ara bağlantı ücretlerinin kararlaştırıldığını, sözleşme kapsamında uluslar arası çağrıların da bulunduğunu, taraflar arasında 20.09.2003 tarihinde ek protokol ile tadil eden protokol ve uygulama protokolü imzalandığını, ek protokol ile belirlenen ücretlerin 31.12.2004 tarihine kadar geçerli olduğunu, bu tarihten sonraki ücretlerin karşılıklı mutabakatla belirleneceğinin, anlaşma sağlanamaması halinde Telekomünikasyon Kurulu’na müracaat edileceğinin belirlendiğini, bu kapsamda Kurul’a başvurulduğunu, Kurul’ca yeni ara bağlantı ücretlerinin belirlendiğini, müvekkilinin Türk Telekom A.Ş. üzerinden gelen ve müvekkilinde sonlanan uluslar arası çağrılara bu tarifeye uygun olarak ücret tahakkuk ettirdiğini, davalının ise bu hizmet için 20.09.2003 tarihli ek protokole göre ücret belirlemeyi sürdürdüğünü ve mahsup yolu ile müvekkilinden haksız yere para tahsil ettiğini ileri sürerek, asıl davada 11.274.250,45 TL anapara, 22.12.2005 tarihine kadar tahakkuk eden 521.374,63 TL gecikme faizi ve 174.821,15 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 11.970.446,24 TL’nin, birleşen 2006/675 esas sayılı davada, müvekkilinden 01.11.2005-31.10.2006 tarihleri arasında haksız yere tahsil edilen 19.891.357,44 TL ana para, bu meblağ üzerinden mevcut sözleşme çerçevesinde tahsil tarihinden dava tarihine kadar tahakkuk etmiş 2.738.966,27 TL gecikme faizi ve 1.095.456,29 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 23.725.780,00 TL’nin, birleşen 2007/607 esas sayılı davada, 01.11.2006-28.02.2007 tarihleri arasında müvekkilinden haksız yere tahsil edilen 5.335.965,00 TL ana para, tahakkuk etmiş 1.115.745,10 TL gecikme faizi ve 384.739,69 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 6.836.449,79 TL’nin, akdi gecikme faizi ve gecikme cezası ile KDV ve ÖİV ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 26.05.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile asıl ve birleşen davalarda talep edilen gecikme cezası ve gecikme faizi miktarlarını kısmen yükseltmiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davaların reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, 20.09.2003 tarihli ek protokolün V-b maddesinde “bu protokolde yer alan ücretler protokolün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31.12.2004 tarihine kadar geçerli olup” ifadesi ile tarafların ulusal çağrıların yanı sıra uluslar arası çağrıların da belirli bir süre uygulanması ve bu sürenin sonunda karşılıklı anlaşma ile mutabakat sağlanamaz ise Telekomünikasyon Kurulu tarafından belirlenmesi konusunda mutabık oldukları, sözleşme içeriğinin lafzen açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde net olarak belirlendiği, bu nedenle sözleşmenin lafzi yorumu dışında taraf iradelerini ortadan kaldıracak amaçsal yorum yapılmasının ahde vefa ilkesini zedeleyeceği gerekçesiyle asıl davada davanın kabulüne, 11.274.250,45 TL asıl alacak, 528.615,94 TL gecikme faizi, 177.249,23 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 11.980.115,62 TL’nin, birleşen 2006/675 esas sayılı davada davanın kabulüne, 19.891.357,44 TL asıl alacak, 2.777.817,17 TL gecikme faizi, 1.111.126,87 TL gecikme cezası olmak üzere 23.780.301,04 TL’nin, birleşen 2007/607 esas sayılı davada davanın kabulüne, 5.335.965,00 TL asıl alacak, 1.115.745,07 TL. gecikme faizi, 384.739,69 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 6.836.449,76 TL.’nin, asıl alacak tutarlarına dava tarihinden itibaren avans faizi esas alınarak hesaplanacak gecikme faizi ve ayrıca %10 oranında gecikme cezası ve bu tutarlar için tahakkuk edecek %15 oranında KDV ve %25 ÖİV ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davalarda davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 25.07.2005 tarihli Telekomünikasyon Kurulu kararının, yurtdışında yabancı operatörlerden başlayıp davalı … Telekomünikasyon A.Ş. üzerinden davacı …Ş. abonesinde sonlandırılan aramalara dair çağrı sonlandırma ücretinin, anılan Kurul kararı ile belirlenip belirlenmediği noktasında toplanmaktadır. Davacı taraf, söz konusu kararın yurtdışından gelen çağrıları da kapsadığını ileri sürerken davalı, taraflar arasında imzalanan ve 31.12.2004 tarihine kadar geçerli olan 20.09.2003 tarihli ek protokolde, ulusal ve uluslar arası çağrı sonlandırma ücretlerinin farklı şekilde değerlendirildiğini, 31.12.2004 tarihinden sonra sadece ulusal çağrı sonlandırma ücretleri konusunda Kurul’a başvurulduğunu, dolayısıyla Kurul kararının sadece bu hususla ilgili olduğunu savunmuştur.
Davacı tarafın başvurusu üzerine Telekomünikasyon Kurumu Sektörel Rekabet ve Tüketici Hakları Dairesi Başkanlığı’nın 06.12.2006 tarihli yazısında, “Kurul kararının çağrının başlatıldığı şebekeye bağlı olarak bir farklılaştırma yapılmasını ihtiva etmediği” belirtilmişken, davalı tarafın başvurusu üzerine aynı Dairece bu kez 31.01.2007 ve 25.04.2011 tarihli yazılarda özetle, taraflarca uluslar arası aramaların sonlandırılmasına dair ücretler konusunda bir uyuşmazlık dile getirilmediğinden, Kurul kararında bu konuya yer verilmediği bildirilmiştir. Dosyaya sunulan 20.09.2003 tarihli ek protokolün V. maddesinde, tarafların yurt içi ve yurt dışı çağrıları birbirinden ayırdıktan sonra, yurtiçi çağrıları da alan içi ve alan dışı olarak ayırdıkları anlaşılmaktadır. Davacının yurtdışını da kapsadığını ileri sürdüğü Kurul kararında da alan içi ve alan dışı olmak üzere bir ayrıma giderek, 20.09.2003 tarihli ek protokolün V/1. maddesinde, Türk Telekom şebekesinden Turkcell şebekesine doğru olan trafik için 210.000 TL. olan sonlandırma ücreti 148.000 TL. olarak, ek protokolün V/2. maddesinde Turkcell şebekesinden Türk Telekom şebekesine doğru olan trafik için alan içi 50.000 TL. olan sonlandırma ücreti 34.000 TL., alan dışı 70.000 TL. olan sonlandırma ücreti 51.000 TL. olarak belirlenmiştir. Dikkat edilirse belirlenen bu ücretlerin tamamı, ek protokolün V/1 ve 2. maddelerinde düzenlenen ulusal çağrı sonlandırma ücretlerine ilişkindir. Uluslararası çağrı sonlandırma ücretleri ise ek protokolün V/4. maddesinde oran olarak belirtilmiştir. Dolayısıyla anılan Kurul kararı, bu konuda bir açıklık taşımadığı için tereddüt yaratmaktadır. Oysa örneğin aynı taraflar arasında 01.03.2007 tarihinden itibaren geçerli olacak ücretleri belirleyen 20.06.2007 tarihli Kurul kararında, “aşağıda yer verilen çağrı sonlandırma ücretlerinin, çağrının başladığı şebekeye bağlı olarak bir farklılaşma yapılmaksızın uygulanmasına karar verildiği” ayrıca ve açıkça belirtilmiştir. Bu durumda dava konusu 25.07.2005 tarihli Telekomünikasyon Kurulu kararının yurtdışı sonlandırma ücretlerini de kapsayıp kapsamadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Zira Telekomünikasyon Kurulu kararları bağlayıcıdır. Bu kararların yorum yoluyla sınırlarını genişletmek mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta hem davalı tarafından Kurum’a yapılan 05.04.2005 tarihli başvuruda hem tarafların 28.02.2005 tarihine kadar çağrı sonlandırma ücretleri konusunda mutabakata varamadıklarına dair düzenledikleri tarihsiz tutanakta hem de davacı ve davalı ile birlikte Telekomünikasyon Kurumu yetkilisinin de yer aldığı ve uyuşmazlık konularının tespit edildiği 21.06.2005 tarihli tutanakta, hangi konularda taraflar arasında uyuşmazlık olduğu açıkça belirlenmemiş, her hangi bir ayrım yapılmadan, “çağrı sonlandırma ücretleri” konusunda Kurul’dan bir karar istenmiştir.
O halde mahkemece, öncelikle dava konusu uyuşmazlık hakkında taraflar arasındaki tüm yazışmalar ve varsa Telekomünikasyon Kurumu nezdinde yapılan tüm görüşme tutanakları ile Kurul kararının dayanaklarının getirtilmesi, tüm bu delillerle birlikte taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi, bu inceleme ile de bir sonuca varılamaması halinde bu konudaki mevzuat da dikkate alınarak, meydana gelen çelişkinin Telekomünikasyon Kurumu nezdinde giderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve kapsamına göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davalarda davalıya iadesine, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davalarda davacıdan alınarak asıl ve birleşen davalarda davalıya verilmesine, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.