Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/5290 E. 2013/5238 K. 18.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5290
KARAR NO : 2013/5238
KARAR TARİHİ : 18.03.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.11.2011 tarih ve 2011/51-20117540 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ ….620 TL’nin altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin demirçelik fabrikası sahip ve işleticisi olduğunu, fabrikanın hammaddesi olmak üzere toplam ….500 metrik ton değişik ebatta hurda demir satın alarak Rusya’nın Petersburg limanından konişmento tahtında … körfezindeki İDÇ iskelelerine taşınmak üzere davalıya ait gemiye konşimento ile yüklendiğini, gemiye yüklenen yük miktarının ….500 metrik ton olduğunu, varma yeri olan … limanında tahliye işlemine başlandığını, tahliye sonunda toplam yük miktarında 800 metrik ton eksiklik olduğunun anlaşıldığını, davalı acentanın da bu eksikliği yazılı beyan ile kabul ettiğini, eksik tahliye edilen 800 metrik ton yükün toplam değerinin 336.000 Amerikan doları olduğunu, dava konusu eksikliğin davalı acente tarafından kabul edilmesine rağmen hiçbir ödeme yapılmadığını, …’nun 1235 ve 1236 maddelerine göre bu eksikliğin müvekkili lehine gemi alacaklısı hakkı doğurduğunu ve kanuni rehin hakkı bahşettiğini, davalıya ait gemi ile ilgili olarak yapılan müracaat üzerine … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce 2011/8 D.İş sayılı dosya ile seferden men kararı verildiğini, ileri sürerek tedbir kararının devamı ile 336.000 … dolarının 3095 sayılı Yasa gereği işbu döviz türünün 1 yıl vadeli hesabına devlet bankalarınca uygulanan en yüksek oranındaki faizi ile davalıdan tahsili ve gemi üzerinde kanuni rehin hakkının tanınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı gemi kaptanı vekili, dava dilekçesinde usuli noksanlıklar bulunduğunu, taşımaya konu konişmentonun ….2010 tarihli çarter sözleşmesine atıf yaptığını, burada ise taraflar arasında taşımadan kaynaklanacak uyuşmazlıkların Londra’da oluşturulacak hakem heyetinde karara bağlanacağının kararlaştırıldığını, bu itibarla mahkemenin işbu
davada görevli olmadığını, görevsizlik kararı verilmesini, çartır parti sözleşmesindeki tahkim klozunun geçerli ve bağlayıcı olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta 4686 sayılı Milletlararası Tahkim Kanunu’nun …. maddesinde söz konusu edilen yabancılık unsurunun mevcut olduğunu, keza emsal Yargıtay kararlarında da taşıma sözleşmesindeki tahkim şartının taraflar yönünden de bağlayıcı olduğu hususunun açıkça kabul edildiğini, olayın meydana geldiği yerin … ilçesi olduğunu, işbu davanın …’da görülmesi gerektiğini, davalı asilin Kıbrıs’ta mukim olup bu davanın da Kıbrıs’ta açılması gerektiğini, esas yönünden ise konşimento incelendiğinde alıcının Finansbank A.Ş. … Şubesi olduğunu, davacının konşimentonun yetkili hamili olduğunu kanıtlayamadığını, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, acenteye … husumet tevcih edilmesinin yerinde olmadığını, kaptanın konişmentoda yer alan ihtirazi kayıtları çerçevesinde iddia edilen eksikliğe ilişkin gemiye atfı kabil herhangi bir nedenin olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın …’nun 4. kitabında yer alan deniz ticareti ile ilgili yükümlere dayanılarak açılmış deniz taşımasından kaynaklanan noksan mal bedeline ilişkin olarak açıldığı, davacı vekili davalı gemi donatanı adına kaptan tarafından davaya cevap verilemeyeceğini ve donatana … gemi kaptanının ve tayin ettiği vekilin davayı takip edemeyeceğini ileri sürmüş ise de …’nun 1242. maddesinin …. fıkrasının …. bendinde dava veya takip donatana karşı olabileceği gibi gemi bağlama limanında bulunsa bile kaptana karşı da olabileceğinden davalı donatana … gemi kaptanı tarafından verilen cevap lahiyasının dikkate alınarak yargılamaya gemi donatanı kaptanının vekilinin huzuru ile devam edildiği, davaya konu konşimentoya ekli çartır parti sözleşmesinin 33. maddesinde her türlü uyuşmazlıkların Londra’da tahkim heyeti tarafından çözümleneceği hususunun kararlaştırıldığı, içtihatlar uyarınca geminin Türkiye’de bulunması halinde Türk Mahkemelerinin davayı görmesinde bir engel olmadığı hususunun açıkça vurgulanmış olması karşısında taraf vekillerinden 29.11.2011 tarihli celsede taşımayı gerçekleştiren donatana ait geminin halen Türkiye’de olup olmadığının sorulduğu, taraf vekillerinin ittifakla geminin halen Türkiye’de olmadığını … dışında bulunduğunu beyan ettikleri, davalı tarafın yasal süre içerisinde yapmış olduğu tahkim itirazının yerinde olduğu, gerekçesiyle tahkim itirazının kabulü ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, deniz taşımasından kaynaklanan noksan mal bedeline ilişkin alacak ve taşımayı yapan gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesisi istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davalı tarafın uyuşmazlığın çözümünde … dışında bulunan tahkim kurulunun görevli olduğuna ilişkin itirazı yerinde görülerek dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu alacak …’nun 1235/7. maddesinde öngörülen gemi alacaklısı hakkı veren alacaklardan olup, bu alacak için …’nun 1236. maddesi uyarınca gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tanınmış bulunmaktadır. Davada, gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesisi de istenmiştir. Gemi alacaklısı hakkı bir kanuni rehin hakkı mahiyetinde olup, kanundan doğduğu için tescile ve teslime gerek olmadan hüküm ifade eder. Aynî hak olan rehin hakkı, …’nun 1236/…. maddesi uyarınca gemi ve navlunu takip eder. Kanuni
rehin hakkının fiilen uygulanabilmesi için somut olayda öncelikle gemi hakkında seferden men kararı alınmış, davalı tarafça teminat gösterilmesi üzerine bu tedbir kararı teminat üzerine kaydırılmıştır. Bu durumda alacaklının kanunun tanıdığı ayni bir hak olan rehin hakkının yerine getirilebilmesi için alınan tedbir kararının devamı için yasal sürede açılmış bulunan işbu davanın Türk mahkemesinde sonuçlandırılmasında yasal zorunluluk bulunmasına göre davalının tahkim itirazının reddine karar verilerek uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, mahkemece Dairemizin 2009/10633 E. 2011/3410 sayılı ilamı emsal olduğu belirtilerek tahkim itirazı kabul edilmiş ise de, Dairemizin bu kararı bozma üzerine verilmiş olup, bu davada emsal niteliği bulunmamaktadır. Zira, emsale konu olan davada mahkemece evvela alacağın tahsiline, kanuni rehin hakkı talebinin reddine karar verilmiş ve bu kararı taraflardan sadece davalı vekili temyiz etmiş olup, alacak ile ilgili ihtilaf temyize geldiğinden tahkim itirazının reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile mahkemece verilen bu karar bozulmuştur. Dairemizin 2009/10633 E. 2011/3410 sayılı ilamından da anlaşılacağı üzere bu kez mahkemece bozmaya uyulmuş ve tahkim itirazı nedeni ile davanın reddine karar verildiğinden anılan kararın işbu davada emsal alınması da isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.