YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5451
KARAR NO : 2013/22695
KARAR TARİHİ : 12.12.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.11.2011 tarih ve 2008/275-2011/457 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı borcunu üstlenen TMSF vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.12.2013 günü hazır bulunan davalı borcu üstlenen TMSF vekili Av. … ile davacı vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin İtalya’da kurulu bir şirket olduğunu, Türkiye’ye yapılan ihracatlarla ilgili olarak Demirbank A.Ş. … Şubesi’nde açılan hesaptan, 13.05.1998 ve sonraki tarihlerde toplam 802.313 USD’nin, müvekkilinin rızası ve bilgisi dışında, müvekkili şirket ile hiç ilgisi olmayan … adında kişiye ödendiğini, durumun öğrenildiği andan itibaren görüşmelere başlandığını, ancak bankaya 06.12.2000 tarihinde TMSF tarafından el konduğunu ve HSBC Bank A.Ş. ile birleştirildiğini, çekilen paranın işlemiş faizinin 231.563,09 USD olduğunu ileri sürerek, toplam 1.033.876,09 USD. zararın, asıl alacağa dava tarihinden itibaren döviz faizi uygulanmak suretiyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı tarafça davacının parasının verdiği talimat üzerine ödendiğinin savunulduğu, ancak aradan 10 yıl geçtiği için talimat asıllarının bulanamadığı, bu konuda bağlayıcı olmasa bile sunulan 10 adet faks talimatı örnekleri ile davacı şirket yetkilisinin imzalarının karşılaştırılması sonucunda, faks metinlerindeki imzaların çoğaltılarak kullanıldığının ve davacının eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, yine davalının davacı ile dava dışı şirket arasındaki ilişkinin araştırılması savunmasının, zarar doğan yıllara ait ticari defter, kayıt ve belgelerin 10 yıllık saklama süresinin bittiği ve imha edildiği için araştırılamadığı, dava tarihi itibariyle davacının tüm işlemlerden toplam zararının 802.317,65 USD olduğu, ancak davacının da 4 yıla yakın bir süre hesabını takipsiz bırakması nedeniyle %50 oranında müterafik kusurlu bulunduğu, dava tarihine kadar işlemiş faizin 115.781,55 USD olduğu, böylelikle dava tarihindeki toplam zararın 516.938,17 USD olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, TMSF tarafından borç üstlenildiğinden davalılar HSBC Bank A.Ş. ve HSBC Bank A.Ş. Zeytinburnu Şubesi açısından bir karar verilmesine yer olmadığına, toplam 516.938,17 USD’nin borcu üstlenen TMSF.’den tahsiline, asıl alacak olan 401.156,62 USD’ye, dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesine göre belirlenen döviz faizinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı borcunu üstlenen TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece verilen 07.02.2012 tarihli karar ile davalı borcunu üstlenen TMSF vekilinin tavzih talebinin kabul edilerek, hüküm fıkrasının üçüncü bendinin, “davalının harçtan muaf olduğundan harç tahsiline mahal olmadığına” yazılması suretiyle tavzih edilmiş bulunmasına ve anılan tavzih kararının temyiz edilmemiş olmasına göre, davalı borcunu üstlenen TMSF. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekilince sunulan 25.10.2011 tarihli dilekçe ile müvekkilinin dava konusu hesabını, Türkiye’ye sattığı mal bedellerinin yatırılması için açtırdığı, Türkiye’den mal almasının söz konusu olmadığı, diğer bir deyişle Türkiye’ye sattığı mal bedellerinin ödendiği bir hesap olduğu açıklanmış, davalı ise söz konusu hesabın, davacının Türkiye’den aldığı mal bedellerinin ödenmesi için açıldığını, hesaba davacı tarafından yatırılan paraların, davacıya mal satan Oktay Omurtak Deri A.Ş.’nin yetkilisi …’ye ödendiğini, Salih’in de bu paraları Oktay Omurtak Deri A.Ş. hesabına yatırdığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama boyunca, davacı tarafından verildiği ileri sürülen faks talimatlarının asıllarına ulaşılamamış, dava dışı Oktay Omurtak Deri A.Ş.’nin defterleri de imha edildiğinden incelenememiş, bu nedenle daha çok hesaptaki paranın kime ve nasıl ödendiği incelenmek suretiyle sonuca gidilmeye çalışılmıştır. Oysa somut uyuşmazlığın yukarıda değinilen özellikleri dikkate alındığında, dava konusu hesabın nasıl oluşturulduğu, diğer bir deyişle yetkisiz kişiye ödendiği ileri sürülen hesaptaki paraların bu hesaba nasıl yatırıldığı, bu suretle de tarafların iddia ve savunmalarından hangisinin maddi gerçekliğe uygun olduğu incelenmeden hüküm kurulması doğru değildir. Bunun için de öncelikle davacı şirket yetkilisinin isticvap edilmesi suretiyle dava konusu hesabın nasıl oluştuğu ve hesaptaki paraların bu hesaba nasıl geldiği konusunda beyanının alınması, davacı vekilinin iddia ettiği gibi Türkiye’ye satılan mal karşılığı ödenen paralardan oluşuyorsa, mal bedellerinin bu hesaba kimler tarafından ödendiğinin araştırılması, gerekirse bu konuda düzenlenen ithalat, ihracat ve gümrük belgelerinin getirtilmesi, yine mümkünse davalı bankanın hesap ekstrelerinin incelenmesi, tüm bu incelemeler sonucunda davacının iddiasının doğru olduğu sonucuna ulaşılması halinde, davanın usulü kazanılmış haklar da gözetilerek kısmen kabulüne karar verilmesi, buna karşılık dava konusu hesabın, davalı banka vekilinin savunduğu gibi davacının Türkiye’ye sattığı mal bedellerinin ödenmesi amacıyla yurt dışından gelen paralarla oluşmuş bir hesap olduğu sonucuna ulaşılması halinde ise, tacir olan ve bir muhasebesi ile bir vergi kaydı olması gereken davacının, kendi kasasından ödenen bu kadar yüksek miktardaki paranın, Türkiye’deki hesabından çekildiğinden haberdar olmaması ve bu kadar süre boyunca bu işlemlere sessiz kalması düşünülemeyeceğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı borcunu üstlenen TMSF vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı borcunu üstlenen TMSF. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak borcu üstlenen TMSF’ye verilmesine, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.